Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

The Global DEI Census Küresel Araştırması Işığında Reklam Sektörüne Bakış

The Global DEI Census Küresel Araştırması Işığında Reklam Sektörüne Bakış

Dünya Reklamverenler Federasyonu (WFA) liderliğinde pazarlama iletişimi ve reklam sektörü için ilk defa yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı.

Dünya Reklamverenler Federasyonu (World Federation of Advertisers), geçtiğimiz Haziran ayında pazarlama iletişimi ve reklamcılığın ilk küresel araştırması bir çağrı yapmış, pazarlama iletişimi ve reklam sektörünün her alanından çalışanları bu küresel araştırmaya katılmaya davet etmişti.

Unstereotype Alliance programının ikinci yıl dönümündeki etkinlikte de anketten elde edilen veriler ışığında reklam endüstrisindeki toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi konulara değinilmişti. Küresel çaptaki araştırmanın sonuçları paylaşıldı.

The Global DEI Census; cinsiyet, yaş, aile bakım sorumluluğu, etnik köken ve engellilik hali ile ilgili temel sorunları ortaya koyuyor. Rapor; sektördeki çeşitliliği, eşitliği ve kapsayıcılığıyı ortaya koymayı hedeflerken sorunların tanımlanması ve değişim yaratmak için hangi adımların atılması gerektiği konusunda ışık tutuyor.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 27 farklı ülkeden 10 binden fazla katılımcının yer aldığı raporda hem küresel ölçekte hem de ülke bazında katılımcıların demografisi, çalışanların yaşadığı deneyimler, yaşa, cinsiyete, etnik kökene ya da engellilik durumuna göre temel sorunlar belirlendi.

Küresel olarak en yaygın ayrımcılık biçimleri yaş ve aile bakımı sorumluluğu

Katılımcıların ayrımcılığa maruz kaldıkları düşündükleri durumlardan biri yaş faktörü. Ankete katılanların yüzde 36’sı yaşın hem eşitsizliğe hem de kariyer engeline neden olabileceğini bildiriyor. Erkekler (%69), bu görüşü kadınlara (%61) kıyasla daha fazla benimsemiş durumda. Türkiye’den katılım gösterenlerin yüzde 33’ü şirketlerin çalışanlarına yaşlarından bağımsız olarak eşit bir şekilde davrandığını düşünmüyor. Yüzde 36’sı ise yaşın şirketteki kariyerini engelleyebileceğini düşünüyor.

Yaşın yanı sıra medeni durumdan kaynaklı bir eşitsizlik algısının olduğunu düşünenler de istatistiklerde öne çıkıyor. Küresel ölçekteki çocuk sahibi olan kadın katılımcıların yüzde 47’si aile bakım sorumluluğunun kariyerlerini etkileyebileceğini söylüyor. Türkiye’de ise kadınların yüzde 37’si erkeklerin ise yüzde 15’i medeni hâlin kariyeri etkileyebileceğini düşünüyor.

Cinsiyete dayalı gelir eşitsizliği her ülkede ve sektördeki her seviyede görülüyor. C-level (CEO, CFO, CTO v.s.) pozisyonlarında ücret farkı yüzde 13, kıdemli yönetici seviyesinde yüzde 11, orta düzeyde ise bu oran yüzde 7.

Kurumların engellilik durumuna ve etnik kökene bakış açısı çalışanlarının şirketlerine duyduğu aidiyet duygusunu etkiliyor. Engelli çalışanların %23’ü, bu kimliklerinden dolayı kariyerlerinde ilerleme konusunda zorluklar yaşadığını belirtiyor. Neredeyse tüm ülkelerde, etnik azınlıkların “şirketlerine aidiyet duygusu” ile ilgili düşük skorlar gözlemleniyor. Temsil düzeyinde özellikle şirketteki kıdemli pozisyonlara çıkıldıkça etnik azınılıkların temsili düşüşe geçiyor.

Rapora katılım gösterenlerin yüzde 33’ü mevcut durumda stres ve gerginlik yaşadığını söylüyor ki şüphesiz bu durumun COVID-19 ve onun etkisiyle birlikte gelen kapanmalarla ilişkisi de bulunuyor.

Çalışanlar, şirketlerinin çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunda yeterince aktif olmadığını düşünüyor

Küresel ölçekteki verilere göre araştırmaya katılan her 7 kişiden 1’i sektördeki çeşitlilik ve kapsayıcılık eksikliğinden ötürü şirketlerinden ve pazarlama sektöründen ayrılmayı düşünüyor. Katılımcılar genel olarak şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunda daha aktif olması gerektiği görüşünde. Küresel ölçekte şirketlerin bu konularda yeterince aktif olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 60 iken Türkiye’de oran yüzde 45 seviyesinde.

Global DEI Census

Ankete katılanların üçte ikisi şirketlerinin çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunda adımlar attığını söylerken küresel ölçekte elde edilen bu veri daha yakın bakıldığında farklılıkları ortaya çıkarabiliyor. Yine de pazarlama endüstrisinin genel hatlarıyla diğer alanlara göre daha iyi bir konumda olduğunu söylemek mümkün.

Global DEI Census sonucunda elde edilen veriler ve istatistikler sektörün içinde bulunduğu pozisyonu ve çalışanların kimlikleri nedeniyle hissettiklerini göstermesi açısından oldukça değerli bilgileri içeriyor. Pazarlama iletişiminin ve reklam sektörünün kendini geliştirmesi gereken alanlara ışık tutuyor ve eylem planları geliştirmek için yol gösterici oluyor. The Global DEI Census’un Türkiye özelindeki raporuna buradan ulaşabilirsiniz. Küresel raporu detaylı incelemek ve indirmek için WFA’in internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Görsel: The Global DEI Census