Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Çocukların Tasarladığı Sandalyeler

Çocukların Tasarladığı Sandalyeler

Sanat eğitmeni Bruce Edelstein, 18 yılı aşkın bir süredir çocuklar için sandalye tasarım atölyesi düzenliyor.

Çocuklar henüz törpülenmemiş yaratıcılığı ve rengarenk hayal gücü onların yetişkinlere göre en güçlü oldukları yönler. Onların çizdiği otomobillerin, giysilerin, takıların, oyuncakların gerçeğe dönüştürülmesiyle ortaya ne kadar büyüleyici işler çıktığına defalarca şahit olduk. Hatta Dominic Wilcox’ın çocuk mucitlerin icatlarını gerçeğe dönüştüren Little Inventors isimli projesi de bunun doruk noktasıydı. Şimdi de çocuklarla yapılan bir sandalye tasarım atölyesi var karşımızda. New York’ta, Trinity School’daki üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri, sanat eğitmeni Bruce Edelstein tarafından yürütülen bir modülde, kendi kişiliklerini ifade eden bir ahşap sandalye koleksiyonu yarattı.

Her çocuk kendi özgün sandalyesini yaratıyor

Edelstein her yıl yedi ila on yaşındaki çocuklarla şu kural çerçevesinde bir çalışma gerçekleştiriyor; sadece çam ağacından kalaslar kullanarak kendilerine özgü bir sandalye inşa etmek. Haftada 1 saat süren bir dizi seans boyunca onlara; fikir oluşturma, eskiz yapma, kağıttan ölçekli modeller oluşturma, tahta kesme, çivileme ve ardından tasarımlarını süslemeyi içeren bir süreçte liderlik ediyor. Eğitimli bir heykeltıraş olan Edelstein, atölyeyi 18 yıldan fazla bir süredir işletiyor. Mezun olan öğrenciler arasında yaptıkları sandalyeleri hala evlerinde saklayanlar var. Dolayısıyla bir öğretmen olarak öğrenciler arasında efsanevi bir statü kazanmış durumda.

T2021 sonbahar döneminde üretilen sandalyeler arasında fantastik canavarlara benzeyenler, soyut bir yaklaşımla yapılanlar ve kağıt bantın yaratıcı bir şekilde kullanıldığı tasarımlar var.

Ortaya çıkan işler, Serban Ionescu’nun nefis tasarımlarını anımsattı bana. Ionescu bir çocuk tarafından gerçek dünyaya çizilmiş gibi duran benzersiz mobilyalar tasarlıyor.

Salgın nedeniyle yaşanan kapanma döneminde Edelstein, bu atölye çalışmasını, çevrim içi eğitime uyarlamış. Çocukların ahşap işleme aşamasına kadar tüm tasarım sürecini evden yapmalarını sağlamış. Ayrıca bir ayakkabı kutusu içinde sandalye için bir iç mekan yaratmalarını isteyerek ek bir egzersiz eklemiş.

“Etrafınıza bakınca, ister banyonuzdaki bir musluk, ister bir aydınlatma olsun, tüm bunları birisinin yarattığını; tüm tasarım fikrinin her zaman içinde yaşadığımız, kendilerinin de dahil olabilecekleri bir şey olduğunu görerek başladık.” diyor Bruce Edelstein

Bazı çocuklar hibrit tasarım yapmayı tercih ediyor

Bazı çocuklar balerinlerden, kuğulardan, mitolojik varlıklardan esinlenmiş ve soyutlama yapmış. Bazıları ise tasarım yaparken hibrit formları keşfetmişler. Böylece oturma yerlerini raflar, masalar veya asmak için kancalarla birleştirmişler. Hatta bunları kendi ilgi alanlarından ilham alarak şekillendirmişler. Örneğin çizim yapmayı seven bir çocuk buna uygun bir hibrit tasarım yapmış.

Tabanda küçük kemerli bir girişi olan bir sandalye, bir çocuğun saklanabileceği bir yer olarak düşünülmüş. Cyclops (tek gözlü dev) sandalye, ağzı sivri dişlerle dolu bir rafa sahip. Bu sayede hem içine konulan eşyalar düşmüyor hem de dişler insanların elini içeri sokup karıştırmaması için caydırıcı bir görsel rol üstleniyor.

Tasarımlardan bazıları daha basit formlara sahip. Bunların üzerindeki renklere ve desenlere daha çok önem verilmiş. Bunlar, sandalyelerinin dekoratif olmasına daha çok önem veren çocuklar tarafından yapılmışlar.

Yetişkinler, bu tasarımlardan kendilerine ders çıkarabilir

Edelstein, sandalyeleri bu kadar akılda kalıcı kılanın kendine has özellikleri olduğunu düşünüyor ve çocukların yaklaşımında yetişkin tasarımcılar için bir ders olduğunu vurguluyor. “İşinizde kişisel nüansların ortaya çıkmasına izin vermek gerçekten önemli. Ve bu çocuklarda gördüğünüz şey bu. Hayatlarının bu noktasında duygularıyla çok fazla temas halindeler. Kendilerini saklamıyorlar ve kendileri kurgulamıyorlar. Aptalca mı değil mi diye merak etmiyorlar. Bir yetişkin olarak onlara bakıyorsunuz ve belki biraz kendinizi serbest bırakabileceğinizi fark ediyorsunuz.”

Görsel: Instagram