Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

SXSWi 2012 ‘Brands as Patterns’ – Dijital, markaların başına ne işler açıyor?

SXSWi 2012 ‘Brands as Patterns’ – Dijital, markaların başına ne işler açıyor?

SXSW'in ilk gününde açılışı Brands As Patterns oturumu ile yaptım.

Oturumda konuyu farklı açılarından masaya yatırdılar. 

Katılımcılar kimdi diyecek olursanız;

Oturumda artık birçok farklı mecrada yaşamak zorunda olan markaların marka bütünlüğü ile bu mecraların doğalarına uygun olarak nasıl yaşayacakları tartışıldı. Markaların tutarlılıklarını  sağlayarak tekrara düşmeden nasıl müşterileri ile en iyi bağı kurmaya başaracakları bugün dijitalin pazarlama iletişimcileri ve reklamcıların hayatına getirdiği en büyük sorulardan birisi olarak cevaplanmayı bekliyor. 

Oturumu modere eden Shillium, markaların artık şirketlerin bir varlığı olmaktan çok öte kullanıcılar tarafından paylaşılan deneyimler olduğunu, dolayısıyla da bu deneyimi kurallarla  (brand identity book) yönetmek yerine güncele adapte olabilen stratejiler geliştirerek ancak tüketiciyle gerçek duygusal bağın kurulabileceğinden bahsetti.  

Hepimizin 1.0 dünyasında kalma ezberimiz olan aynı mesajı tüm mecralarda mümkün olan en yüksek frekansla tüketiciye ulaştırmanın sadece Marka Yöneticisi için bir tamamlanmışlık hissinden öteye bir sonuç yaratmadığını anlattı.

HP'den Johnson'ın "Digital is not a medium, it's what we are living in" diyerek altını çizdiği dijitalin bir mecra olmaktan çok öte hayatın bir parçası olduğunun altını çizmesi günün önemli tespitlerinden biriydi.
 

  • Peki hayatı yaşadığımız dijital de markaların kendini ifadesi ve görünümü nasıl olacaktı?
     
  • Kağıtlara basılmak ve tabelalara yazılmak üzere tasarlanmış marka kimliklerimiz nasıl yaşayacak?
     

Bunun en kısa ve sürdürebilir yolu "marka izleri" – brand patterns – yaratmanız. Tüketicinin gördüğünde sizin markanıza ait olduğunu hissettiği ve bu olsa olsa X'dir dediği izler.  Bu izleri her yeni çıkan uygulamada o mecra/uygulamaya göre güncelleyebilecek kadar cesaretiniz var mı? 

"Markanız'ın bir hikayesi varsa, onu her mecraya uygulamayabilirsiniz." le özetlenecek olan hikayeyi yaratarak bunu tüm mecralardaki izlerle yaşatmayı başaran markalar günümüzün hayranlık uyandıran markaları oldular.  

Oturumun en ilgi çeken örneğini Microsoft'tan Lanahan'ın verdiği Apple örneği oldu. Bunu söyleyebilecek cesarete sahip marka yöneticilerini Türkiye'de de görmek bize de bir gün nasip olur belki. 

"Great brands combine opposites. Apple has done a great job of machine vs human. #patterns #sxswi" 

Marc Shillium tarafından yazılan bir FastcoDesign'da yayınlanan makaleye buradan, oturum ile ilgili konuşulanları twitterdena #patterns linkinden takip edebilirsiniz. Konu ile ilgili ücretsiz e-book'a da  şurdan ulaşabilirsiniz.

  Yalçın ve Ömer'in Teksas SXSWi’de canlı canlı izlediği
  ve kaleme aldığı tüm oturumları okumak için tık tık.