Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Marshmallow Laser Feast ve Ötemizdeki Dünyaya Bakışları

Marshmallow Laser Feast ve Ötemizdeki Dünyaya Bakışları

Londra merkezli yeni medya stüdyosu Marshmallow Laser Feast'in iki önemli yerleştirmesini Eskişehir'de OMM'da deneyimledik ve stüdyonun yaratıcı yönetmeni Ersin Han Ersin'le konuştuk.

Geçen hafta OMM‘da dijital iletişim sponsoru Vodafone Red’in katkılarıyla sergilenen iki Marhsmallow Laser Feast yerleştirmesini deneyimlemek ve stüdyonun yaratıcı yönetmeni Ersin Han Ersin‘le bir sohbet etmek için Eskişehir’deydim. Bu gezi aynı anda Türkiye’de son yıllarda açılan en heyecan verici modern sanat müzelerinden birini de görme imkanı sunduğu için ayrıca çok heyecanlıydım. OMM‘u proje aşamasındayken ve açıldığında Bigumigu’da yazmıştık. Müze ile ilgili kişisel deneyimlerimi de Bigumigu Instagram hesabında paylaştım, merak edenler buradan bakabilirler.

Gelelim Marshmallow Laser Feast’e; bu yeni medya stüdyosuna Forest ve In The Eyes Of The Animal işleriyle Bigumigu’da daha önce yer vermiştik. Her iki işin de doğa odaklı olması dikkatinizi çekmiş olabilir. Stüdyonun diğer sanat projelerine baktığımızda doğa konseptinin hep önde olduğunu görüyoruz. Sanal gerçeklik (VR) gibi bir teknolojiyi doğayı anlamak ya da doğaya yakınlaşmak için kullanmak zekice ama biraz da merak ediyor insan; kafamda kocaman bir VR gözlükle dijital olduğu neredeyse kesin olan görüntülere bakarak doğaya yaklaşır mıyım, yoksa ondan uzaklaşır mıyım? In The Eyes Of The Animal’ı (Hayvanın Gözünden) yazdığımızda projenin özellikle bir orman içinde gösteriliyor olması beni çok heyecanlandırmıştı. VR gözlükleri organik malzeme eklenerek tasarlanan kasklara gizlemek, kabloları ağaçlardan sarkıtmak hep deneyimin zekasına işaretti. Peki ya sanal gerçeklikteki deneyimin kendisi? Görüntüler ve sesler bu doğa deneyimini nasıl tamamlıyordu?

OMM’a girdikten sonra merdivenlerle inilen giriş katında, lobinin hemen arkasındaki bir karanlık alanda yer alıyor In The Eyes Of The Animal ve Treehugger. Neyseki gittiğim saatte yoğunluk az, çok sıra beklemeden görevliler benimle ilgileniyor. Kısa bir açıklama ile üstüme sırt çantasına benzer bir kit giydirip gözlük ve kulaklığımı veriyorlar. Ben sırtımdaki aleti gözlüğün bağlı olduğu bilgisayar sanıyorum önce ama deneyim başladığında onun bir haptik geri bildirim giysisi olduğu ortaya çıkıyor. Göz ve kulağımla içine girdiğim ormanda sesleri ve titreşimleri de sırtımdaki vibrasyonla hissedebiliyorum. Bu projede sırasıyla bir sivrisineğin, yusufçuğun, kurbağanın ve baykuşun gözünden ormanı izledim. Yusufçuğun kanat çırpışları ve kurbağanın vıraklaması sırasında sırtımdaki vibrasyon çok etkileyiciydi.

Fakat Marshmallow Laser Feast’i iyi bir sanat stüdyosu yapan asıl güçleri bence zengin deneyimler kurgulama becerileri ya da iyi fikirlerinden ziyade yarattıkları görsel dünyanın etkileyiciliği. Stüdyonun ortaklarından ve yaratıcı yönetmeni Ersin Han Ersin geçen hafta OMM’da bir söyleşi, bir masterclass sohbeti ve bir de çocuklar için VR atölyesi düzenledi. Katılma fırsatı yakaladığım masterclass sohbetinde Ersin sürücüsüz otomobillerden tanıdığımız LIDAR teknolojisini sanal gerçeklikte muhteşem dünyalar yaratabilmek için nasıl kullandıklarını detaylıca aktardı. Ersin LIDAR dışında piyasadaki neredeyse tüm son teknoloji görüntüleme sistemini denemeye çalıştıklarını, kira ücreti bile astronomik olan kimi son model cihazları, o cihazlara sahip kurum ya da vakıflardan isteyip ödünç alarak kullandıklarını anlattı. Sanatçının üzerinde durduğu önemli bir konuydu bu; isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara: “Siz aleti bulup isteyin, özellikle sanat projeleri için bu aletleri vermeye beklediğinizden daha gönüllü çıkabiliyor şirketler”.

Kullanılan teknik LIDAR, ya da Ersin’in muhteşem benzetmesiyle “makinenin gördüğü dünya” olunca fikri sanal gerçekliğe aktarmak da daha kolay olmuş sanırım. In The Eyes Of The Animal’da ormanın otlar, çalılar ve kuru dallarla kaplı zemininde dolanmanın büyüleyiciliği, baykuşun gözünden baktığınız noktada derin bir odakla netleşen görüntüyle birlikte zirveye çıkıyor.

Yaklaşık 10 dakika sonra deneyim sona eriyor, bir sonraki alana geçiyorum Treehugger’ı (Ağaca Övgü) görmek için. Bu defa sırtıma daha ağır bir çanta alıyorum ve şimdi bilgisayarın sırtımda olduğunu anlıyorum. Bu da sırtıma bağlı gözlükle daha özgür bir hareket alanına sahip olabileceğim anlamına geliyor. Treehugger’da bir dev sekoya ağacının yanıbaşındayız fakat ağacın ötesini görüyoruz. Sanki içinde dolaşan partiküller gözlerimizin önüne açılmış gibi. Bu görüntülere hayran hayran bakarken yağmur başlıyor. Yağmur önce ayaklarımızın altındaki zemine düşüyor, sonra zeminin altını görmeye başlıyoruz. Bu noktada vertigosu olanları çok zorlayabilecek bir şey oluyor ve yağmurun yer altı sularına karışıp oradan ağacın köklerinden sekoyaya doğru hareketlendiğini görmemizle birlikte yükselmeye başlıyoruz. Ağacın yanında -ya da içine yürüdüyseniz içinde- göğe doğru çıkarken suların ağacın dallarına ve tomurcuklarına nasıl ulaştığını izliyorsunuz. Bir ağaç içinde ağaçtan fazlasının olduğunu görmek, bir Miyazaki filmini içinden deneyimlemek gibiydi. Türkiye’de ilk defa OMM’da sunulan Ağaca Övgü, kısa süre önce üç boyutlu hikaye anlatıcılığındaki yeniliklikçi yaklaşımından ötürü Tribeca Film Festivali’nin “Storyscapes” Ödülü’ne layık görülmüş. Ağaca Övgü, Marshmallow Laser Feast’in Dev Sekoya’dan (Giant Sequoia) başlayarak nadir ve nesli tükenmekte olan ağaçların sanal arşivine dönüştürmeyi planladığı çalışmasının da ilk bölümü. Bu proje ile asıl amaçlanan, dijital fosiller ve sanal alanlar yaratarak insanların doğal dünyayla bağlantı kurabilmelerini sağlamak ve bu şekilde doğanın korunmasına destek olmak.

Ersin Ankara’da tasarım okumuş, sonra İstanbul’da reklam ajanslarında çalışmış. Asıl yapmak istediği deneyim tasarımı alanında çalışmak için Londra’ya taşındıktan sonra da Marshmallow Laser Feast’le projeler yapmış ve sonra da kolektife katılmış. Ersin’in İngiltere’de çalışırken deneyimlediği kimi olaylar onun daha önce dikkatini çekmeyen sosyal konularda bilinç sahibi olmasına neden olmuş. Bu nedenle stüdyo olarak da ticari projeler yapacakları zaman artık doğayı kirleten şirketlerle hatta kimi sektörlerle çalışmama kararı almışlar.

Sergiler OMM’da 7 Aralık 2019’a kadar gezilebilecek. İmkanı olanlar lütfen bir saniye bile tereddüt etmesin ve yurt dışında sanat galerilerinde görmeye alışık olduğumuz kalite ve yaratıcılıktaki bu işleri deneyimlesinler.

In The Eyes Of The Animal Teaser:

Treehugger Teaser:

Görseller: Marshmallow Laser Feast

REKLAM