Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Vicente Muñoz’dan İnsanın Tahribatını Taşlayan Kıpkırmızı Yeryüzü

Vicente Muñoz’dan İnsanın Tahribatını Taşlayan Kıpkırmızı Yeryüzü

Vicente Muñoz, doğayı önemseyen bir fotoğrafçı olup Guayaquil, Ekvator'daki bulunan ormanlara yapılan kentsel saldırıyı protesto ediyor ve Sublimis serisiyle binaların arasında azınlık olan doğayı kırmızıya boyuyor.

Şu an için dünyayı kızılötesi göremiyoruz. Ancak belli yöntemler ve tekniklerle elde edebiliyoruz. Fotoğrafçıdan fotoğrafçıya parlatılan renklerin farklı olduğu kızılötesi fotoğrafçılık bizleri çoğunlukla manzaraların farklı tonlarına götürüyor. Pierre-Louis Ferrer sonbaharı sarıya boyamıştı, Paolo Pettigiani ve Paul Hoi ise pamuk şekerden dünyalar göstermişti bize. Şimdiki durağımızda Vicente Muñoz ile kıpkırmızı bir yeryüzü.

Kırmızıların Azlığı Kentleri Soluklaştırıyor

Vicente Muñoz, doğayı önemseyen bir fotoğrafçı ve Ekvator’daki Guayaquil şehrinde bulunan ormanlara yapılan kentsel saldırıyı protesto ediyor. Fotoğrafçının amacı insanın doğaya karşı gösterdiği saldırgan tavrı gözlemlemek. Kentleşmenin öğretilmiş baskısının altındaki insanın doğaya sahip olma ve onu evcilleştirme arzusunu eleştiriyor sanatçı. Bu yüzden de kırmızıyı seçiyor, Sublimis serisiyle de binaların arasında azınlık olan doğayı kırmızıya boyuyor. Çünkü insanın doğaya yanlış bir şekilde sahip olma arzusu gerçekten de kırmızıyla anlatılabilir.

Sublimis serisiyle Muñoz, kızılötesi fotoğrafçılığın nimetlerinden faydalanarak ağaçları soluk binaların arasında akan kan nehirlerine dönüştürüyor. Alüminyum üzerinde süblimasyon tekniğini kullanan fotoğrafçı seri kapsamında geniş formatta 38 birbirinden kırılgan görünen krom film fotoğraflamış. Guayaquil, fotoğrafçının büyüdüğü, 16. yüzyıldan kalma bir liman kenti. 38 fotoğrafı da burada çekiyor Muñoz.

Fotoğrafçı, başlangıçta savaş alanlarında kullanılan hava fotoğrafçılığı tekniğinden faydalanmış. Böylece zıt görüntülerde kontrast bölgeleri işaretleyebilmiş. Sanatçı renkli kızılötesi filmle çekimi gerçekleştirdikten sonra, görünür ışıktan ziyade minimal bir rötuş kullanmış. Çoğu kızılötesi filmin 2011 yılının başlarında üretimi durdurulduğundan, fotoğrafçı kullandığı filmleri ikinci el dükkanlardan toplamış.

Seri adını, büyük ölçekli resim olan Vir Heroicus Sublimis (Man, Heroic and Sublime) eserinden alıyor. Ünlü soyut ekspresyonist Barnett Newman’ın tamamlandığı zamanki en büyük tablosu olan Vir Heroicus Sublimis, duyuları ezmek anlamına geliyor. İzleyiciler, hepsini bir kerede görmek adına geri adım atmak isteyebilir fakat Newman eser sergilenirken tam tersi bir talimat vermişti. Resim ilk kez sergilendiğinde, 1951’de New York’taki Betty Parsons Galerisi’nde, resmin duvarına, “Uzaktaki büyük resimlere bakma eğilimi vardır. Bu sergideki büyük resimlerin kısa bir mesafeden görülmesi bekleniyor.” yazılmış. Belki o yüzden bu kızılötesi fotoğrafları da görürken bütüne değil detaylara bakmalıyız.

Sanatçının işlerini Instagram ve sitesinden inceleyebilirsiniz.

Görsel: vicentemunoz.xyz