Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Maker Sohbetleri: Ev Yapımı Robotlar ve Giyilebilir Aygıtlar

Maker Sohbetleri: Ev Yapımı Robotlar ve Giyilebilir Aygıtlar

Overdose Caffeine kurucu ortağı ve ev yapımı robot projelendirip üreten Tolga Özuygur'la robotlar, açık kaynak kodlu yazılım ve donanımlar, giyilebilir ürünler ve Japon kültürünün etkisi üzerine bir sohbet

Tolga Özuygur teknoloji, robot ve video oyunları üretip geliştiriyor. Overdose Caffeine isimli oyun geliştirme şirketi ve bireysel projeleriyle ev yapımı teknolojiler üretiyor. Bunları blog‘unda arşivleyerek girişimci ruhlara ilham vermeyi Amaçlayan Tolga Özuygur projelerinden ve yapım süreçlerinden bahsetti.

Bilgisayar oyunları ve teknolojileriyle yetişen ve Y jenerasyonu arasında bir nebze elektronik bilgisi olan bireyler kullandıkları teknolojiyi anlama ve kendileri için uygulanabilir hale getirmeye çalıştı. Çevrelerindeki basit aletleri kullanarak basit devrelerle kullanılabilir robotlar tasardı. Bu robotlar galaksiler arası seyahat edemiyordu belki ama günlük hayatı ziyadesiyle kolaylaştırıyordu. Bu jenerasyon içinde devrelerin yanı sıra rol yapma oyunları gibi hobilere merak duyan kişiler oyun tasarımı, oyun mekanikleri ve algoritmalar hakkında da kendini geliştiriyordu. Günümüz teknolojilerinin temelini oluşturan değişkenler arasında büyük öneme sahip olan elektronik merakı ve rol yapma oyunları mekaniği birleştiğinde ise ortaya geniş bir yelpazeyle tasarlanan projeler çıkıyor.

Evde bulunan malzemelerle üretimin insanların yaratıcılığına doğrudan katkısı bulunuyor. Bir hastalık olarak nitelendirilen Yaratıcı-Kompulsif Bozukluk, üretim hastalığı olarak nitelendirilebilir. Bireyler sürekli olarak bir şey üretiyor ve evlerindeki malzemeleri kullanarak yeni formlar yaratıyor. Zina Lahr bu konuda dünya basına yansıyan bir isim. Ürettikleriyle, neşesiyle ve anılarıyla hastalık kelimesinin sözlük karşılığının sorgulanmasına sebep oluyor.

Tolga Özuygur da küçük yaşlarda bu konulara duyan bir isim. 2000’lerin başında Spellcaster ve The Last Mage Online isimli iki MMORPG (Çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu) oyun yayınlıyor. O dönem en yaygın olarak oynanan MMORPG oyun ise Ultima Online. O yıllarda World of Warcraft gibi ana akım veya Knight Online gibi ücretsiz oyunlar yayınlanmamıştı. Türkiye’de yayınlanmış ilk çevrimiçi oyun ünvanını da böylece elde ediyor Tolga Özuygur. Şu anda ise Pocket Fleet isimli çok oyunculu mobil oyunları başta olmak üzere bir çok oyun geliştiriyor.

İlk geliştirdiği robot ise güneş panelleri olan küçük böceklerdi. Enerji olarak Güneş’i kullanan böcekler otomatik olarak kaynak arıyor ve çevrede geziyordu. Basit içgüdülerle çalışan bu robotlardan sonra şu anda pek çok robot projesini de bir arada yürütüyor. Giyilebilir klimalandırma bilekliği olan Wristify gibi bir ürün üzerinde çalışıyor. “Bileğimize taktığımız bir cihaz nasıl bizi serinletebilir?” sorusuna karşılık olarak sade bir yanıt veriyor.

Küçükken ateşlendiğimizde bileğimize koyduğumuz soğuk bezlerle aynı prensibe dayanıyor. Kılcal damarların bol ve derinin ince olduğu noktalarda vücut ısısına müdahale edilebiliyor.

2000’lerin ortasında elektrikli süpürge robotları Türkiye’de henüz yaygınlaşmamışken Tolga Özuygur, bu ihtiyacını da kendi karşılıyor. Vacuuminator ismini verdiği atık elektronik aletlerden yaptığı robot, ihtal robotlar satışa çıkana kadar evini temizlemiş.

Bir dönem Hollanda’da yaşayan Tolga Özuygur, Türkiye’deki arkadaşlarıyla internet üzerinden görüşürken Skype, Hangout gibi ağları kullanıyordu. Ancak bu hizmetler tek ve sabit bir noktada kullanılması yeterli gelmemeye başlamış. Piyasadaki telepresence (Tele-konferans) ürünleri ise 10.000 Dolardan başlayan fiyatlara sahip olduğu için kendi robotunu geliştirmiş. Ekranı 3 eksende hareket edebilirken robot da çevrede gezebiliyor. Mobiton ismini verdiği bu robotu tasarlarken amaca yönelik düşündüğünü belirtiyor. Robot bünyesinde elektronik devreyi asgari düzeyde tutmuş. Gelişen akıllı telefonlar bütün yazılım ve donanım ihtiyacını karşılayabiliyor. Böylece bu ekipmanları geliştirmek yerine mevcut teknolojiyi en uygun hale getirerek kullanıyor. Google Cardboard ile bu noktada benzer özelliklere sahip Mobiton. Maliyetlere sade çözümler getirerek kullanılabilir ve evde kendi imkanlarıyla herkesin yapabileceği bir robota sahip oluyor. Şu anda Mobiton gibi ancak insan boyutlarında ve göz teması ile takip yapabilen bir robot üzerinde çalışıyor. Amacı ise yapılan görüşmelerin fiziksel etkilerinin görülmesi ve sanal izleniminden uzaklaşması.

Kendilerini “Maker” yani üretici olarak tanımlayan kişilerin sayısı dünya üzerinde de teknoloji ve bilginin paylaşılmasıyla son yıllarda artış gösteriyor. Bu insanlar ihtiyaçlarının büyük bir kısmını kendi yaptıkları robot ve aletlerle karşılıyor. İnternetin yayınlaşması ve Open Souce yani açık kaynak kodlu yazılımların yaygınlaşması bu değişimin öncüleri oluyor. Maker’lar arasında yaygın olan “Herkes her ihtiyacını kendi giderecek.” görüşünü ise toplum yaşamındaki uzmanlaşma ve bölüşüm basamakları ile görece yanlışlığından bahsedebiliriz. “Eğer herkes kendi robotunu yaparsa, üretimin diğer alanlarında kim görev alacak?” sorusu akılları kurcalıyor.

Tolga, günümüzde herkesin elektronik ve teknoloji konusunda en azından başlangıç seviyesinde bilgi sahibi olması gerektiğini düşünüyor. Bu seviye yazılımcı olarak bir kod yazmak veya bir donanımda bulunan bobinlerin hangi bağlantılarla devreyi çalıştırdığı kadar detaylı olmasına da gerek yok. Yaşadığı dünyayı anlamlandırabilmesi için bireylerin kullandığı cihazın mekanikleri hakkında bir iki cümle fikir sahibi olmasının kendi yararına olacağını beliriyor. Tüketimden üretime geçilen ilk adım olarak kullandığı ürünü anlama içgüdüsünün etkin rol oynuyor.

Günümüzde açık kaynak koduna sahip olan ve ilgili insanların katılımıyla zenginleşen pek çok platform var. Linux, Android, Dronecode Project, üç boyutlu yazıcılar, Arduino isim çalışmalar açık kaynak kodları konusunda büyük bir kütüphane görevi görüyor. Elbette açık kaynak kodları sadece bunlar ile de sınırlı değil. Foobar 2000 veya Media Monkey gibi açık kaynak kodlu medya oynatıcılar kullanıcılarına, yazılıma katkıda bulunup kişiselleştirmeye imkan tanıyor. Açık kaynak kodları her alanda kullanıcılara kişiselleştirmeyi, değiştirmeyi, geliştirmeyi ve bilgiyi paylaşmayı sunuyor. Bu bilgi dağarcığının ise bir sınırı yok. Çünkü bilgi kümülatif olarak birikiyor. Örneğin Kinect’in kaynak kodlarını Microsoft paylaşmamak konusunda ısrarcıydı. Fakat sonrasında kullanıcılar Kinect’i kendi tasarımları için kullanabilmek adına kaynak kodu geliştirme çalışması başlatınca Microsoft da bu sert tutumunu tekrar gözden geçirmek zorunda kaldı. Bireysel çalışmaların etkisini gören büyük markalar da bu konudaki çalışmalarını güçlendirme kararı aldı. Intel’in Make It Wearable projesi bu konudaki en güncel örnek niteliğinde.

https://www.youtube.com/watch?v=iwSpn7H7vKg
Maker’lar veya evde kendi ihtiyaçlarını karşılayan tasarımcılar için Thingiverse, Doityourself, Instructables gibi internet sayfaları da bulunuyor. Ve bu sayfalar kullanıcıların Amerika’yı yeniden keşfetmemesini sağlıyor. Masanın bir ayağı kırıldığında diğer ayağın ölçülerini hesaplayıp 3 boyutlu yazıcı ile yeni bir ayak yapabilmek pek çok açıdan kişiyi kendini geliştirmeye itiyor.

3 boyutlu yazıcıların yaygınlaşması, evde yapılabilir hale gelmesi ve farklı maddeler ile kullanılabilir hale gelmesi teknolojiyi öne çıkaracak bir sıçrama tahtası niteliğinde. Dört boyutlu yazıcı olarak nitelendirdiğimiz yazım tekniği zaman içinde şekil değiştirmesini sağlarken bazı yazıcılar da kullanılan maddenin yeniden hammaddeye dönüşerek yeniden şekil almasını sağlayabilir. Bu tip gelişmeler özellikle sınırlı kaynakların olduğu yerlerde kullanımın ve gelişme hızının artmasını sağlayacaktır. Uzay araştırmalarında bu cihazlarla ihtiyaç durumuna göre üretim yapılması veya bir sefer kullanılacak ürünün geri dönüştürülebilmesi teknolojinin sıçrama noktaları arasında yer alıyor.

Robotlarınların bu kadar yaygınlaşması ve farklı boylardaki tasarımların kabul edilmesi de ana akım bir değer haline gelmesiyle sağlandı. Eskiden robot dendiğinde akla sadece Asimo gelirken artık farklı tasarımların kabulü de kolaylaştı. Fakat robot dediğimizde Tolga ile aklımızda ilk oluşan öğenin mecha’lar, yani dev robotlar ve Mobile Suit Gundam olması efendiğimizi bozmamıza neden oldu. 1979 yılında yayınlanmaya başlayan Mobile Suit Gundam serisi; dev robotlar kadar başarılı karakter ve kurgu tasarımlarıyla da heyecanlanmamızın asılsız olmadığını kanıtlıyor. Japon kültürü içindeki iki büyük mitolojiyi, Kaiju isimli yaratıklarla Mecha’ları bir araya getiren 2013 yapımı Pacific Rim’i övmek için kendimize zaman ayırdık. Dev robotların ve dev canavarların yakın dövüşü tamamen Japon kültürüne özgür bir değer.

Bugünün bilim kurgu yapımları geleceğin günlük hayatını oluşturuyor. Açık kaynak kodları ise hem yaşadığımız hem içinde bulunduğumuz dünyayı değiştirmek büyük bir sıçrama tahtası. Ve bu kodların paylaşılması herkesi üretmeye teşvik eden bir değeri oluşturuyor. Aynı anda var olan ve birbirini etkileyen onlarca değişken var. Yaşadığımız dünyayı kolaylaştırmak ve üretmek ise bu değişkenlerin arasındaki bağı çözmek ile mümkün oluyor.

Görsel; Overdose Caffeine