Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Sanal Gerçeklik Kategorisinde İlk Oscar Iñárritu’ya Gidiyor!

Sanal Gerçeklik Kategorisinde İlk Oscar Iñárritu’ya Gidiyor!

Filmleriyle adını ezberleten Alejandro G. Iñárritu, göçmen ve mültecilerin problemlerine dikkat çektiği projesiyle, henüz bu kategori olmasa da, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından En İyi Sanal Gerçeklik Filmi Oscar'ıyla ödüllendirildi.

Sanal gerçeklik (VR) sadece oyunlar ve artık ucuzlaşmaya başlayan heyecanları deneyimleyebileceğimiz bir alan değil. Aslında sanal gerçeklikte birçok farklı eser çıkarılabilir. Google, Tilt Brush ile sanal gerçekliği bir tabloya dönüştürebiliyor. Neden hikaye üzerine çalışanlar da bu alanı izleyiciyle bir diyalog kurmak ve hikayeleri paylaşmak için kullanmasın ki?

Birdman ve Revenant filmlerinin Oscar ödüllü yönetmeni Alejandro G. Iñárritu da bunu fark etmiş olcak ki Carne y Arena (Virtually Present, Physically Invisible – Esasen Şimdi, Fiziken Görünmez) isimli sanal gerçeklik yerleştirmesiyle bizlerle buluşturuyor. Carne y Arena, bizlere mülteci ve göçmenler üzerine altı buçuk dakikalık bir hikaye anlatıyor. Carne y Arena, ilk kez bu seneki Cannes Film Festivali’nde gösterildi. Alejandro G. Iñárritu, Amerika ve Meksika’daki göçmen ve mültecilerin insanlık durumunu” incelediği yerleştirme dünyanın çeşitli müzelerinde sergiledi. Ve şimdi de Akademi tarafından bu yerleştirmeyle birlikte ilk “En İyi Sanal Gerçeklik Filmi” Oscar’ını kazandı. Akademi ödülü verirken, Carne y Arena’nın vizyoner ve güçlü bir hikaye anlatımını deneyimletmesine dikkat etti.

Bazen İzlemek Yetmez, Deneyimlemek Gerekir

Carne y Arena sergisinin esas amacı, insanlara göçmenlerin yaşadıklarının ufak bir kısmı dahi olsa deneyimletmek. Sergi gerçek göçmen hikayelerine dayanıyor. Altı buçuk dakika boyunca katılımcıları sanal gerçeklikte yarattıkları dünyaya götürüyor. Orada kumlanmış zeminleri, soğuk olduğu belli olan bekleme odalarını ve uçsuz bucaksız boşlukları gösteriyor. 

Alejandro G. Iñárritu, geçtiğimiz dört yıldır Carne y Arena’yı zihninde tasarlıyordu. Bu süreçlerde Meksikalı ve Amerikalı mültecilerle birçok röportaj yaptı. Onların hikayelerinden o kadar çok etkilendi ki, onları bu projede birlikte çalışmaya davet etti. Iñárritu, “Carne y Arena için amacım, sanal gerçeklik teknolojisinden faydalanarak, diktatörlük çerçevesi içerisinde yaşayan insanların durumlarını göstermekti. Bu bakış açısıyla o çerçeveyi kırmak ve ziyaretçilerin göçmenlerin gözünden bunu deneyimlemesini istedim” diyor.

Carne y Arena Sürükleyici Bir Girişim

Akademi başkanı John Bailey, Alejandro G. Iñárritu’nun multimedya sanatları ve sinemayı ileri görüşlü bir şekilde harmanladığını söylüyor. John Bailey’e göre, Alejandro G. Iñárritu’nun Carne y Arena ile sanal gerçeklikte yarattıkları, hem duygusal hem de fiziksel olarak göçmen dünyasıyla derin bir bağ kuruyor. Ona göre Carne y Arena sürükleyici bir girişim. Ve sanal gerçeklikte olmasına rağmen ABD-Meksika sınırında yaşananları duygusal olarak hissedebiliyoruz.

Akademi Ödüllerinin henüz bir kategorisi olmasa bile, Alejandro G. Iñárritu ona özel olan Oscar heykelciğini kazandı. Akademi, daha öncesinde de, en son 1995 yılında Toy Story filmine “Special Achievement Award” adında özel bir ödül vermişti. O zamanlarda ödülü verirken Akademi’nin açıklaması “ilk bilgisayar destekli uzun animasyon filmi olması ve işlenen konuyu çok gerçekçi aktarmaları” idi. Bu özel ödül, Akademi’nin birkaç yıl sonra En İyi Animasyon Film kategorisini ödüle açmasına yol açmıştı; bu da Iñárritu’nun yaptığı çalışmanın sanal gerçeklik içinde olabileceğini gösteriyor. Yani önümüzdeki yıllarda Best VR Motion Picture (En İyi Sanal Gerçeklik Filmi) kategorisini de Akademi Ödüllerinde görebiliriz.

Görsel: Carne y Arena, IMDB