Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Maker Sohbetleri: Hack Kültürü ve Özgür Yazılımlar

Hackerspace İstanbul’dan Barış Büyükakyol’la özgür yazılımların ve hacker kavramının teknoloji dünyasındaki önemi üzerine bir sohbet.

Hackerspace Istanbul, serbest proje atölyesi olarak anılan ve bilgisayar, teknoloji, elektronik, internet gibi konularda üretmek, çalışma yapmak veya fikir alışverişinde bulunmak isteyenlerin bir araya gelerek oluşturduğu topluluk ve çalışma alanı olarak varlığını sürdürüyor. Hackerspace kavramı teknoloji ve bilgisayar çevresinde şekilleniyor ve üretim de bu alanda oluyor. Fakat popüler kültürdeki sosyal ağlardaki kullanıcı hesaplarına giriş yapan, özel mülk yazılımlara erişimi bazı ek dosyalarla sunan veya bilgi çalan hacker terimini göz önüne alarak Hackerspace’i düşünmemek gerekiyor. Özel mülk yazılımlara ve kişisel bilgilere rıza dışında erişenler insanlar cracker olarak tanımlanıyor. Cracker’lar hack kültürü içinde yer alan bir sınıf olsa da topluluğun tamamını karşılamıyor hatta çok küçük bir üyesi olarak yer alıyor.

Kosova Hackerspace topluluğunun basit elektronik ihtiyaçlarını karşılamak için başlattığı Kickstarter kampanyasının tanıtım videosu;

Hacker, kimse için kazanılan bir unvan değeri taşımıyor. Veya yapılan çalışmalar bir portfolyoyla derlenip heyete sunularak elde edilmiyor. Topluluk, bireyi över, onun ve çalışmalarının yarattığı değere saygı duyar. Böylece bir birey hacker olarak tanımlanır. Çevresindeki materyalleri farklı şekillerde algılayarak onları dönüştürebilen, fayda üretebilen insandır. Teknoloji, doğa, topluluk üzerinde farkındalık sahibi bir bireydir. Tıpkı zanaatkarların da kendini överek değil işlerinin övülerek başkaların tarafından bu unvana layık görülmesiyle eş değerdir.

Hackerspace kavramı geçtiğimiz yıl Oxford Sözlüğüne eklenerek bir tanım olarak kabul görmeye başladı. Fakat bu topluluk içinde yer alan bireyler için çok daha uzun süredir bir tanımı vardı. Dünyanın pek çok ülkesinde farklı ölçeklerde faaliyetlerine devam eden bu topluluğun kendi içinde mutabık olduğu 4 ana madde bulunuyor. Fakat tıpkı akademik eğitimde olduğu gibi farklı disiplinlere bağlı kalarak yerel topluluklar oluşuyor.

2009'da c-base'de gerçekleşen Wikimedia konferansı;


Görsel; Raimond Spekking

1995’te Almanya’da kurulan c-base topluluğu, Hackerspace’in ilk örneği olarak anılıyor. Özgür yazılımları savunması, aktivist tavırlar sergilemesi ve yayınlar hazırlamasıyla Istanbul Hackerspace’in ritmine paralellik gösteriyor. Diğer eksende ise San Francisco’daki Noisebridge yer alıyor.

Kullanıcının anonimliğini koruyan Tor tarayıcısının geliştiricisi Jacob Appelbaum ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sızan bilgilere istinaden Edward Snowden kötü karakterler olarak medyaya yansıtılsa da bilginin şeffaflığı, özgür yazılımlar ve üretimin kümülatif katkısı gibi konularda önemli isimler olarak anılmaktadır.

İstanbul Hackerspace, küresel isimler ve topluluklar ışığında özgür yazılım konusunda bilinçlendirmeye yönelik aktivist tepkiyle hareket ediyor. Topluluk faaliyete geçtiği ilk günden beri özgür yazılımların kullanılması ve yaygınlaştırılması konusunda fikir bütünlüğü bulunuyor. Ancak bu süreç de Istanbul Hackerspace içinde bir kişinin sözüyle “Burada özgür yazılım kullanılacak.” şeklinde olmamış. Hackerspace üyeleri bireysel hayatlarında da özgür yazılım kullanan ve destekleyen bireyler olunca böyle bir karar alınmış.

2011'de Noisebridge'in düzenlediği "Yeni Başlayanlar için Arduino" eğitimi;


Görsel; Mitch Altman

Özgür yazılım lisansı tıpkı Microsoft, Apple veya Adobe gibi şirketlerin ürünlerindeki özel mülk lisanslar gibi ürünü koruyucu ve yasal olarak karşılığı olan bir lisans türüdür. Ancak özel mülk lisansla taban tabana zıt oluşunun özünde bu yazılımların kaynak kodları görüntülenebilir, derleneebilir, değiştirilebilir ve satılabilir. Yani özgür yazılımla lisanslanmış bir ürün satın alındıktan sonra sadece belirtilen amaç için değil tasarlanan farklı amaçlar için de kullanılabilir. Fiziksel dünyayla örnek vermek gerekirse penseyle çivi çakabilir, ekmek bıçağıyla şişe açabilirsiniz. Tabii bu örnekler kullanıldığı oldukça absürd gelse de dijital dünyadaki karşığı da tam olarak böyledir.

Özgür yazılıma dijital dünyadan örnek vermek gerekirse aklımıza tüm interneti getirebiliriz. Çünkü HTML, PHP, Wordpress ve web birer özgür yazılımdır. Eğer HTML özel mülk lisansına sahip olsaydı sadece yazılımı geliştiren kişilerin belirleyeceği şablona bağlı kalarak kullanabilirdik, keza bu şekilde de internet bugün algıladığımız şekilde olmazdı. HTML üzerindeki kodları her kullanıcı görüntüleyebiliyor, derleyebiliyor, değiştirebiliyor ve satabiliyor. Bu dört maddeye de sadık olduğu için HTML bir özgür yazılımdır.

İşin bir de meşru olarak algılanan ancak hem etik hem de yasal olmayan tarafından bakacak olursak, özel mülk yazılımları satın almadan kullanmak sahip olduğu lisans gereğince suçtur. Yani bir yazılıma gayriresmi yollardan ulaşarak kullanmak veya onu değiştirmek, yazılımı özgür yapmıyor. Çünkü sahip olduğu lisans değişmiyor.

TEDxGeneva konferansında özgür yazılım aktivisti Richard Stallman'ın özgür yazılımların temel ilkeleri üzerine yaptığı konuşma;

Barış Büyükakyol, özgür yazılımların politik ve aktivist bir tutuma sahip olmasını ise özel mülk yazılımların bağlayıcılığıyla açıklıyor. Artık refleks haline gelmiş “Kullanım sözleşmesini okudum ve kabul ediyorum.” kutusunun içeriğinde o ürünün bağlayıcı olduğu birçok konuda yer alıyor. Adobe’un sözleşme koşulları içinde kullanıcının Sudan, Küba, Suriye veya ABD’nin ambargo koymadığı ülkelerde ikamet etmediğini veya bu ülkelerin vatandaşı olmadığını kabul etmesi de yer alıyor. Özel mülk yazılımların siyasi ve politik bağlantısının oluşu da özgür yazılımların aktivist kimliğinin temelini oluşturuyor.

Özgür yazılım aktivistlerinden Richard Stallman, yazılımcıların kanun koyucular ve siyaset üzerinde nüfuzu olmadığı ve kanunu değiştirecek gücü olmadığını belirtiyor. Bu nedenle de tüm bu döngüyü reddederler.

Her şeyin bu kadar özgür olduğu bir geliştirme modeli akıllarda bu çalışmaların ücretsiz yapıldığı ve geliştiricilerin para kazanmadığı düşüncesini doğurabilir. Ancak bu günümüz ekonomik model içinde oluşan yanılgıdır. Çünkü özgür yazılım geliştiricileri, çalışmalarından kazanç sağlar, hayatlarını idame ettirir, mutlu yaşayabilir. Fakat çok sıfırlı banka hesapları olmaz. Stallman bu ekstrem kazançlar sağlanmadığı belirtirken buna ihtiyaçları olmadığının da altını çiziyor.

Özgür Yazılım Derneği'nin hazırladığı özel mülk yazılımların yapısı ve teknolojinin gelişimine etkisini açıklayan video;


Teknoloji devlerinin yazılımlarının ana akım medya olarak kabul görmesi, bu markalar için ekonomik kazançtan daha büyük anlamlar ifade ediyor. Hepimizin az çok aşina olduğu bir tanım ile karşılıyor bu kazanç bizleri, veri toplamak. Verinin dünyadaki etkisi paradan daha büyüktür. House of Cards’ta Frank Underwood bu dilemmayı 2. bölümden itibaren izleyiciye vurgulayarak aktarıyor. Ekonomik güç gelip geçici olsa da bilginin gücü çok daha kalıcı ve etkilidir.

Özel mülk yazılımların bu kapalı bilinmez yapısına karşılık özgür yazılımlar neyin ne olduğunu ve nasıl olduğunu açıklar, hatta açıklamakla kalmayıp gösterir. Özgür yazılımların bu gücü de teknolojinin göbeğinde yapılan hareketlerinin sonuçlarını her kullanıcının bilmesini sağlar. Özgür olarak tanımlanmasını sağlayan yegane sonuç da bu noktada ortaya çıkar.

Bulut servislerinin bir teknoloji olarak algılanmaması da bu iki kavram arasından varılan bir sonuçtur. Çünkü veri internet üzerinde, ilk günden itibaren sunucular üzerinde saklanmaktadır. Bulut servisi sağlayıcılarının kişiye özel bir sunucu tahsis etmesi bunun tamamen kişiye özel olduğu anlamına gelmiyor. Sonuçta bu sunucunun sahibi servis sağlayıcısı ve sunucuları kapatma kararı alındığında kullanıcılar da dökümanları üzerinde hak iddia edemiyor.


Özel mülk lisansla kullanılan servislere bir başka örnek olarak Facebook’u verebiliriz. Facebook kullanıcılarının yüklediği tüm materyallerin telif haklarına sahip oluyor. Ve her kullanıcı bunu hesap açarken okuyup kabul ediyor. Fotoğraf, metin, kişisel bilgi gibi tüm detayların kullanım hakkı Facebook’un oluyor.

Özgür yazılımların teknoloji dünyası içinde yarattığı fark da bu noktada belirginleşiyor. Çünkü özgür yazılımlar gücünü topluluktan alıyor ve topluluğa iade ediyor. İki taraf da kendini beslerken içerik herkes tarafından görüntülenebilir. Bu da nihayetinde kullanıcıların bilinçli olarak denetimden ve yaftalanmaktan kaçınmasın sağlar ve temel tercihler arasında yer alır.

Tek bir kaynak olmadığı gibi tek bir merci de bulunmaz. Yazılımlar içinde güncelleme yayınlayacak bir isim olmadığı gibi herkes yazılım için yama geliştirir ve eksiklerini kapatır. Bilgi toplulukla paylaşılır ve topluluk bilgiyi kendi istediği yönde kullanır. Özgür yazılım kullanmanın tüm bilgiler eşiğinde hiçbir faydasının olmadığı düşünülebilir mi? Eğer yanıt evet ise özgür ülkede yaşamanın da kimseye bir faydasının olmadığı söylenebilir. Bilgi, belirli bir zümrenin elinde değil topluluğun tamamında varolduğu sürece özgürlükten ve şeffaflık bahsedilebilir, üzerine konuşulabilir.

Görsel; Bigumigu
Manşet Görseli, Hackspace Istanbul

| TEKNOLOJİ


Bigumigu Yazarı
Bunlar da ilginizi çekebilir
REKLAM