Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

SXSW 2013: Pop-up Kültürü

SXSW 2013: Pop-up Kültürü

Mağazaların pop-up kültürünü nasıl kullandıkları ve çeşitli sektörlere yansımasını dinledik.

Pop-up kültürü oturumunun konusu büyük şehirlerde büyük markalar ile girişimciler için pop-up mağazaların önemi idi. Öyle bir dönemdeyiz ki yeni teknolojiler ve yeni tüketici davranışları şehirleri değiştitiyor; Google’ın Haritalar uygulaması ve Airbnb olmadan şehirleri keşfedemiyoruz. Dijital çağda şehirlerdeki ortak alanları kullanmak için dijital çözümler bulmak gerekiyor.
Pop-up mağazalar çok büyük markalara ek olarak girişimcilerin de düşe kalka işi öğrenmesini ve deneyim kazanmasını sağlıyor. Peki ya bu 3 ayrı alandan konuşmacının pop-up kültürü ile ilgili deneyimleri ve bu deneyimlerin ortak noktaları ne?
SXSW’te her oturumun ruhunu ve akışını konuşmacılar yaratıyor, bu da kimsenin o oturum gerçekleşmeden önce kestirebileceği bir şey değil, konuşmacıların bile. Pop-up kültürünü tartışan 4’lüden biri dünyanın en büyük perakende markalarından GAP’in lojistik müdürü ve stratejik kaynaklar bölümünün başı Annika Dubrall. Dubrall daha önce çölün ortasında sosyal ve çevresel, kar amacı gütmeyen oluşumlar için de çalışmış; esas pop-up mağazanın hasını orada gördüğünü söylüyor 🙂
Brian De Lowe, Los Angeles merkezli gayrimenkul şirketi The Kor Group‘un başı, konuşmacı olmasının sebebi de San Francisco’da hayata geçirdikleri geçici mağazalar üssü projesi ‘ATO: A Temporary Offering‘. ATO, Twitter’ın da yeni taşındığı San Francisco’nun Mid-Market bölgesindeki Renoir Hotel’in en alt katında konuşlanıyor. Pop-up kültüründen beslenen konsepti dahilinde lokal girişimlerin geçici mağazalar kurması için 3 ayrı alanda ortam yaratıyorlar, bu alanlar; restaurant, bar ve sanat organizasyonu. Kentli insanlara hitap eden bu ‘geçici dükkan üssü’nde restaurant bölümünü mutfak olarak kiralayıp şef ya da küçük bir yiyecek üreticisi olarak satış yapabiliyorsunuz örneğin. Oluşum şehrin kentli insanların çok da gitmeye bayılmayacağı tehlikeli sayılabilecek bir bölgede, proje şehrin o kısmına kentli insanları çekiyor.
Lowe’un da projelerde temel aldığı şey şehirlerde dolması gereken alanları insanların ne seveceğini düşünerek doldurmak.
Patrick Keenan, SQFT‘nin kurucu ortağı, kendini geleceği tasarlayan bir nerd olarak tanımlıyor. SFQT, yine San Francisco’nun Mid-Market bölgesinde perakende, yemek ve girişimcilik konularında pop-up alanlar için çözümler üretiyor.Özetle şirket ve girişimlere pop-up mağazacılık konusunda önceden danışmanlık veriyor alan kiralama ile ilgili.Ne üzerine çalışacağınızı, ne kadar büyüklükte bir alana ihtiyacınız olduğunu, haftanın hangi günlerinde mağazayı çalıştıracağınızı ve ne kadar orada kalacağınızı giriyorsunuz, SQFT size bunun maliyetini çıkarıyor.
Pop-up’ın herhangi bir standdan farkı ve marka için avantajı ne?

SQTF kurucu ortağı Keeanan’a göre
-beklenmedik: tüketici her seferinde yeni bir deneyim yaşıyor
-geçici ve sınırlı: tüketici yeni fikirleri deniyor ve kısıtlı sayıda ürün içermesi bu mağazaları ilginç kılıyor
-keşfe açık: tuketiciye internetten de satın alabileceği bir şeyi ilginç bir yolla ve gerçek zamanlı sosyal keşif deneyimi yaşayarak alma imkanı sağlıyor

GAP’ten Dubrall şirket tarafından bakıyor, ona göre;

-trendleri yakalıyor olmak ve her zaman çemberde, insanların radarında kalmak

-tüketiciden geribildirim almak, tüketicinin neyi satın alıp almadığını, neyi sevip sevmediğini gozlemlemek
-tüketiciler için deneyim yaratiyor olmak. (GAP, 2011’de San Francisco’daki normalde yaptıklarından farklı olarak ‘Jeans and Tacos’ -konseptiyle yiyecek satan bir kamyon mağaza yaratmış.)
-kalıcı yatırım yapmadan ve geleneksel anlamda kar amacı gütmeden, sermaye yatırımı yapmadan, sözleşmelerle uğraşmadan, pazarlama bütçelerini zorlamadan, sonuçtan memnun kalınmadığı takdirde 1 ay sonra kapatılabilecek bir mağaza açabilmek
-uzun zamanlı bir kontral imzalamadan önce bölgenin ya da ürünün satışının işe yarayıp yaramadığını ölçmek
ATO’nun kurucusu De Lowe’a göre;

-ekonomik: o tabii ki gayrimenkulcü bakışaçısından bakınca bunun uzun dönemli bir yer kiralamakla kıyasla ekonomik avantajından bahsediyor.
-çeşitlilik: 4 ayrı küçük pop-up mağazanın 4 ayrı konsepti deneyebilmek için bir fırsat
-hikaye anlatımı ve özel olma hissi: Lowe’a gore pop-up mağazalar bir hikaye anlatıyor ve varlığını fotoğraflayıp olumsuzlestiren insanlar tarafından bu deneyimi kaçıran insanlar üzerinde tatlı bir baskı oluşturuyor.
Oturumun ana mesajı: “Pop-up mağazaların birincil amacı satış değil, pazarlamadır.”
Eksik kalan kısım, izleyicilerden gelen ise pop-up mağazacılık ile lokasyon bazlı mobil uygulamaların olası ilişkisi üzerine olan sorunun konuşmacılar tarafından yanıtsız kalmasıydı. Aynı durum başka bir seyirciden gelen kitle-kaynak yöntemi ile pop-up mağazacılığın nasıl ilişkilendirilebileceği sorusunda da yaşandı. Girişimciliğin anavatanlarından San Francisco’dan 2 niş projenin detaylarını öğrenmek, genele vurulabilecek içgörüler ve taktikleri biraraya getirip belli başlı avantajları açık seçik görebilmek, bunun yanında GAP gibi bir perakende devinin de pop-up mağazacılığa pazarlama anlamında ne gözle baktığını son derece donanımlı birinden dinlemek ufuk açıcıydı. Oturumun başlığı tam olarak ne hakkında konuşulacağını çok çaktırmıyor, benim için de sürprizli geçen bu oturumdan keyifle çıktım ve tesadüfen ardından yalnızca SXSW dönemi için Austin’de bu yıl hayata geçirilen bir pop-up otel haberi aldım: Sfyf.





Bu da Bigumigu’dan mobil uyku oteli haberi.