Brooklyn merkezli tasarım stüdyosu CRÈME Architecture and Design, klasik üretim süreçlerini kökten değiştiren sürdürülebilir bir fikirle gündemde. “The Gourd Project” adı verilen bu çalışmaya göre, kahve fincanı üretmek için artık fabrika süreçlerine gerek kalmayabilir: gerekli olan sadece güneş, su ve su kabağı.
Projenin odağında, yüzyıllardır tarım kültüründe kullanılan kabaklar var. Bu bitkiler hızlı büyümeleri, dayanıklı dış kabukları ve lifli iç yapıları sayesinde kurutulduğunda doğal olarak su geçirmez hale geliyor. Önceki yüzyıllarda bu özellikleri nedeniyle su kabaklarının kap olarak kullanıldıkları biliniyor. CRÈME’den Jun Aizaki, bu eski pratiği günümüzün ekolojik gereksinimleriyle birleştirerek kabakları amaçlarına uygun biçimde şekillendirmeyi başardı.

Bitki dalında büyürken bardak ve şişe gibi belirli biçimler alıyor
Genç meyveler üzerine yerleştirilen 3B-yazıcı kalıplar sayesinde, bitki dalında büyürken bardak ve şişe gibi belirli biçimler alıyor. Bu “botanik mimari” yaklaşımı, bitkinin doğal büyüme sürecini kontrollü bir üretim biçimine dönüştürüyor. Sonuçta ortaya çıkan ürünler %100 biyolojik olarak çözünebilir, yalnızca güneş ve suyla üretilmiş ve raflarda estetik bir görünüm sunan tasarımlar oluyor.
Proje ilk etapta bir ev bahçesinde küçük ölçekli olarak başlasa da kısa sürede bir çiftliğe yayılmış ve ileride üretimi hava koşulları ve zararlılar gibi dış etkenlerden korumak için iç mekanlara taşıma planları yapılmaya başlanmış. Üretim döngüsü halen yaklaşık altı hafta sürüyor, ancak geleneksel üretim süreçlerindeki hammadde çıkarma, rafine etme ve nakliye gibi aşamalar göz önüne alındığında bu süre oldukça verimli sayılıyor.

Eskiyen bardaklar kompostlanarak, yeni su kabakları için besin kaynağı oluyor
Her bir kabak bardak, üç ila altı kez kullanılabiliyor; kullanılamaz hale geldiğinde ise herhangi bir geri dönüşüm tesisine gitmesi gerekmiyor. Organik atıklarla birlikte kompostlama yoluyla doğaya geri dönebiliyor. Bu yaklaşım, ürünün yaşam döngüsünün “beşikten beşiğe” (cradle to cradle) dönüşümünü temsil ediyor: bir ürünün ömrünün sonu, bir sonraki sezonda yetişecek ürünün besin kaynağı oluyor.
Tasarım dünyası da bu projeye kayıtsız kalmadı. The Gourd Project, NYCxDesign ödüllerinde finalist olarak anıldı ve önemli yayınlarda yer alarak geniş bir ilgi topladı. CRÈME bu radikal sürdürülebilirlik yaklaşımını geliştirerek ileride tüketici pazarı için teklif etmeyi amaçlıyor. Ancak esas önemli nokta projenin tasarım ve üretim anlayışını yeniden düşünmeye zorlaması.


Görsel: CRÈME / Jun Aizaki






