Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Kristal Elma: İçeriğin Yolculuğu

Kristal Elma: İçeriğin Yolculuğu

Doğan TV Holding CEO'su İrfan Şahin, TBWA Genel Müdür'ü Burcu Kayımtu ve Oyuncu İlker Ayrık, Cüneyt Özdemir'in sunumuyla eğlenceli bir oturumda buluştu.

25. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nde ikinci gününün ilk oturumu The Journey of Content, Cüneyt Özdemir’in yönetiminde, ilk günün aksine tam zamanında başladı.

Doğan TV Holding CEO’su İrfan Şahin, TBWA Genel Müdür’ü Burcu Kayımtu ve Oyuncu İlker Ayrık’ın konuk olduğu oturumda ilk sözü alan İrfan Şahin oldu.

Televizyonla 10’lu yaşlarında, internet ile ise 30’lu yaşlarında tanıştığını anlatan İrfan Şahin, teknolojik gelişmelerin sosyal hayata olumlu etkilerini şu sözlerle anlatıyor; “Teknoloji insanlara özel hayatları için daha fazla zaman kalmasını sağlıyor, eskiden 8 saatte yapılan bir iş şimdi 10 dakikada halledilebiliyor.”

Cüneyt Özdemir’in, İrfan Şahin’e yönelttiği “İnternet televizyonu bitirir mi?” sorusuna ise İrfan şahin, “İnternetin TV’yi bitirmesi gibi bir durumun meydana gelmesi imkansız. Televizyon her zaman içerik üretir ve içerik ürettiği müddetçe de var olacaktır. Önemli olan içerik üretmektir. Televizyon diyince aklınıza televizyon seti gelmesin. Örneğin yeni yayına soktuğumuz Aşk dizisinin fragmanı yalnızca bizim sitemizden 3.000.000 kez izlenmiş.” sözleri ile cevapladı.

İrfan Şahin’den sonra söz alan Burcu Kayımtu, popülist kültürden faydalanan bir dünyamız olduğunu belirtirken. “30’lu yıllarda yapılan radyo yayınlarına entegre edilen reklamlar vardı şimdi televizyon dizilerine reklam amaçlı hikayeler dahi yerleştiriliyor. Aslında değişen bir şey yok, önemli olan tüketiciye ulaşabilmek.” sözleri ile de mecralar değişse de ana amacın hep aynı kaldığını dile getirdi.

İlker Ayrık ise sunuculuğunu yaptığı Ben Bilmem Eşim Bilir yarışması ile kadın ve erkeğin birlikte tüketebileceği bir içerik üretmeyi hedeflediklerini belirtti. Görünüşe göre de hedeflerine ulaşmışlar.

Söz alan Burcu Kayımtu, İlker Ayrık ile ilk reklam çalışmalarını şöyle anlatıyor; “Fiat Doblo’yu ticari araçlıktan çıkartıp aile aracı olarak konumlamak istiyorduk. Bir gün metin yazarı arkadaşlarımızdan birisi gelip; geniş aile diye bir dizi var, kullanabilir miyiz? diye sordu. Ve sonucunda markanın bugün bile kullandığı; Geniş ailelerin aracı sloganı ortaya çıktı.”

İrfan Şahin sokakta yürüyen 29 yaşındaki kadın ve erkeklerin müşterisi olduğunu söylüyor. Çünkü Türkiye’nin yaş ortalaması 29. “Bu insanlar izledikleri şeyde kendilerini görmek isterler. Ben Bilmem Eşim Bilir yarışması 8 ay test edildi ve sonunda bu başarıya ulaştı. Bu formatı biz İspanya’ya sattık.” diyen Şahin, “Televizyon’da her gün yeni bir gündür” diyor. Her gün içerikler üretilir-tüketilir ve yenileri üretilir….

Reklamcılıkta da bu hızlı tüketim alışkanlıkları nedeniyle değişimler yaşanıyor. Burcu Kayımtu, bu değişimi şöyle anlatıyor; “reklamcılıkta form farklılaştı diyor. 55 – 60 saniyelik reklamlar artık yok, buna lüksünüz de yok. İletişim yeni formlara ihtiyaç duyuyor ve buna bağlı olarak gelişiyor.”

Ardından konu Cüneyt Özdemir’in İlker Ayrık’a “Programdan sonra sosyal medyadan gelen tepkileri dikkate alıyor musun? sorusunu iletmesi ile Twitter’a geliyor. Oturumun bu kısmından kişisel olarak ben rahatsız oldum. Çünkü İlker Ayrık sosyal medyayı çok cesaretli bulduğunu bu cesaretten emin olamadığını ve programdan sonra Twitter’dan gelen eleştirileri dikkate alıp düzeltmeler yapmadığını söylüyor. Ardından Cüneyt Özdemir bazı tweetleri gördüğünde, ekrandan çıkıp tweetin sahibine bir tokat atmak istediğini söylüyor.

Sosyal medya konusu kapandıktan sonra İrfan Şahin 2003 doğumlu oğlunun 1983 yapımı Star Wars filminin tüm hikayesini en ayrıntılı şekilde bildiğinden bahsederek markalaştırmanın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Burcu Kayımtu ise reklamcılıkta limitlerden şikayetçi. Limitleri hissettiklerini belirten Kayımtu, kreatif ekiplerin bu limitlerle yaratıcılıklarını körelttiklerini anlatıyor. Markaların olmazsa olmazları, mutlaka yapmalıyız diye düşündükleri şeylerin azalması halinde yaratıcılığın da artacağına inandığını belirtiyor.

Cüney Özdemir’in “Programın TV’de ya da internette yayınlanması senin için farklı mı?” sorusuna ise İlker Ayrık; “Bu yayını idare edenlerin problemi,ben sadece işimi iyi yapmaya bakarım. Nerede yayınlandığı önemli değil, internette olursa sadece biraz daha özgür olabilirim” diyerek cevaplandırıyor.

Dizi sektörünün kalitesine değinen İrfan Şahin, “dizi sektöründe dünyanın en iyilerinden biriyiz” dedikten sonra ekliyor; “tabii teknik olarak! Senaryo yazımında bazı problemlerimiz var ama aşıyoruz. Vietnam’a dizi sattık, bu güne kadar 30.000 saatin üzerinde dizi sattık, bunlar çok büyük rakamlar” dedikten sonra şaşıracağınız bazı ayrıntılardan bahsediyor.

Örneğin Desperate Housewives dizisi Arabistan’a 12.000 dolara satılırken, Kanal D’nin Umutsuz Ev Kadınları dizi 40.000 dolara satılmış.
Bir örnek daha; Revenge dizisini 20.000 dolara satın alan Arabistan kanalları Revenge dizisinin ülkemizdeki uyarlaması olan İntikam dizisine 224.000 dolar para ödemişler. Dahası var! Çalıkuşu dizisi henüz yayına girmemiş olmasına rağmen Rusya ve Ukrayna kanallarına satılmış!

Oturumun sonuna doğru konu uluslararası başarılara gelince Burcu Kayımtu da son sözlerinde Beko markası için çalıştıkları kampanyaların dünyanın birçok ülkesinde yayınlandığından bahsediyor.

İlker Ayrık’ın ise bu konudaki sözleri şöyle; “Ben Bilmem Eşim Bilir formatını bir Romanya kanalında gördüm, benim uluslarası tek başarım bu.” 🙂