Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Kristal Elma: ‘Dünyayı Değiştirmek Elimizde!’

Kristal Elma: ‘Dünyayı Değiştirmek Elimizde!’

Lowe Global Yaratıcılık Konsey Başkanı Jose Miguel Sokoloff'un içinizdeki kahramanı ortaya çıkaracak konuşması

25. Kristal Elma Yaratıcılık
Festivali’nin 2. gününde Latin Amerika’nın en önemli kreatif liderlerinden biri
olan Jose Miguel Sokoloff – Lowe Global Yaratıcılık Konsey Başkanı – diğer
oturumlardan farklı olarak sahneye,Gil Scott-Heron’un ‘The
Revolution Will Not Be Televised’
parçasıyla çıktı. Parçanın verdiği
heyecanla, Sokoloff’un ‘Embrace Change and Make It Happen’ konuşmasını
dinlemeye başladık.

Sokoloff konuşmasına
Kolombiya’nın yakın tarihi hakkında bilgi vererek başladı. Ülkesinde 50 yıldan
fazladır gerilla ve devlet arasında çatışma vardı. Gerillaların,
1950’lerde başlayan terör hareketi, 1980′lerde uyuşturucu ticaretiyle (Bakınız:
Pablo Escobar) birleşmişti ve ülkede şiddet giderek artıyordu. Bu sırada hükümet,
şiddeti şiddetle bastıramayacağını anlayarak, FARC’a
katılanları topluma geri kazandırmak için Lowe’dan destek ister. Artık çare Lowe’dür.
Bu, ülkesini asla barış içinde görmemiş Sokoloff için bir fırsattır. O, çocuklarının
barışçıl bir ortamda yaşamasını istiyordur ve yapılması gereken ilk şey; bir iletişim stratejisi belirlemektir. Bu sebeple,
gerillalar ile konuşulup hikayeleri dinlenir ve neden FARC’a katıldıkları
sorulur. Onları örgüte iten sebepler, örgütte yaşadıkları hayal kırıklıkları,
gelecekle ilgili planları öğrenilir kısacası gerillalar hakkında bilgi sahibi
olunur. Sonuç ise; gerillaların rehin aldıkları insanlar kadar tutsak olduğudur.
Bu durumda – ordudan bile ayrılma imkanı varken – örgütten ayrılamayan gerillalara
verilecek mesaj nettir: ‘Yeniden özgür olun!’ Bu mesajı verebilmek için de, gerillalarla
doğrudan iletişime geçilir.

İlk proje, ormanın derinliklerinde
yürümekten umutsuz ve yorgun düşmüş kişiler için ‘Işığı Takip Edin!’ yazan
fosforlu stickerları ağaçlara yapıştırmaktır. Bıraktıkları ışıklarla bu
insanlar için bir nevi eve dönüş yolu hazırlarlar.

Bu şekilde evlerine dönen
insanlar olur. Sıra, örgütten ayrılanların hikayelerini radyodan yayımlamaya
gelir ve pişman olup geri dönenlerin hikayeleri büyük ilgi görür. Bu konuyla
ilgili Sokoloff şöyle bir hikaye anlattı: O zamanlar 25 yaşında olan ve 10
yıldır gerillada savaşan bir genç varmış. Kendi tugayındaki bir kıza aşık
olmuş. Kız da onu sevmiş ve örgütten gizli aşklarını yaşamaya başlamışlar. Ama bir
süre sonra örgüt bu durumu öğrenmiş ve öğrenir öğrenmez de kızı başka bir
birliğe göndermiş. Bunun üzerine çocuk kızdan bir daha haber alamamış. Derken
birgün radyoda sevdiği kızı, hikayesini anlatırken dinlemiş ve o an örgütü
bırakmaya karar vermiş. Bu hikaye bize, radyonun gerillalara mesajı doğru
şekilde ilettiğini gösteriyor.

Tabi kampanyalar radyo ile
sınırlı kalmamış, ülkede FARC’a karşı gösteriler de yapılmış ve bir çok kadın
örgütü bırakmış. Shakira başta olmak üzere sanatçıların destek verdiği kampanyalarla
FARC’a elindeki rehineleri bırakması için çağrı yapılmış ve tek kurşun
atılmadan 19 kişi serbest bırakılmış.

Sadece gerilladaki askerlere
değil, üste kademedeki komutanlara da seslenebilmek için, gerillanın üst
kademesindeki bir yöneticinin mesajı kaydedilip paylaşılmış. Uzun süre örgütte
yer alan kadın, insanları özgürlüğe davet etmiş. Bunun gibi toplumun artık
gerilladan bıktığını gösteren mesajlar en güçlü mesajlar olmuş. Ajans hız
kesmeden, gerillaların en hassas ve duygusal oldukları Noel döneminden yararlanarak
‘Noel Operasyonu’nu hazırlamış. Bu operasyonda, gerillaların yoğun olarak
bulunduğu bölgelerdeki ağaçlar led ışıklarla birer Noel ağacına çevrilmiş. ‘Noel
ormana gelebiliyorsa, sen de evine gelebilirsin!’ mesajı verilerek, 331 gerillanın
evine dönmesi sağlanmış.

Ekip çalışmalarına devam etmek
için bir sonraki Noel’i bekleyemeyeceğinden, bu defa futbolun birleştirici
etkisinden yararlanmış. Kolombiya’nın futbol konusundaki tutkusunu bildiklerinden
Mission
Playback Colombia 2011
’ kampanyasını hazırlamışlar. Futbolcuların ve ünlülerin
imzaladıkları binlerce futbol topu, ormanın derinliklerine bırakılmış ve gerillalara
evlerine dönüp özgürce futbol oynayabilecekleri hatırlatılmış.

Bu kampanya da inanılmaz başarılı
olmuş ve binlerce toptan sadece 2 tanesi dönmüş. Artık sıra, nehir boyunca
hareket eden gerillalar için bir şeyler yapmaya gelmiş. Bunun üzerine ordu tüm
Kolombiya halkından FARC’daki gerillalara göndermek üzere minik Noel mesajları istemiş.
İçinde mesajların olduğu bu kürecikler nehir boyunca bırakılarak, gerillalara Noel’de
onları bekleyen sevdikleri oldukları hatırlatılmış. Yine yüzlerce gerilla evine
dönmüş.

Tüm bu iletişim kampanyaları sonucunda
17.000 gerilla silah bırakmış. Üstelik silah bırakma çağrılarına başladıkları
zaman 24.000 gerilla varmış. Tabi iş gerillaların silah bırakması ile bitmemiş.
Silah bırakan gerillaların topluma kazandırılması kısmı da varmış. Bunun için
de, bir terzi, bir ayakkabıcı ve bir çantacıdan oluşan ‘Chance’ markası kurulmuş
ve örgütü bırakanlara bu marka altında iş imkanı yaratılmış.

Sonuç olarak, tüm salonun ağzı
açık şekilde dinlediği Sokoloff’un konuşmasını onun sözleriyle özetlersek: “Hepimizin
etrafında sürekli bir değişim gerçekleşiyor. Bazen zorla kabul ettiriliyor,
bazen kendiliğinden oluyor ya da yeni teknolojiler, ilham veren liderler
tarafından ve hatta tamamen tesadüfen gerçekleşiyor. Bazı değişimler iyi, bazıları
kötü ama hemen hemen hepsi acı verici. O zaman neden değişim konusunda
takıntılıyız? Çünkü size zarar veren, sizi korkutan, sizi mutsuz eden şeyi
değiştirmek zorundasınız. Biz değişimi yaratabilen özel gereçlere sahip bir
sektördeyiz. Bazen tarihi bir değişime bile neden olabiliriz. Ama sabırsızız.
Değişim istiyoruz ve şimdi istiyoruz. Fakat derin ve anlamlı değişimler böyle
gerçekleşmez. Bu tür değişimler disiplin ve strateji ister. Bu tür değişimler
zaman alır.” Sokoloff bizi bizden alan konuşmasıyla, 6 yılda yaptıklarını 45 dakikaya
sığdırarak yaratıcılığın, bir ülkede değişimin gerçekleşmesine nasıl yardım
edebileceğini gösterdi. Daha çok reklamcıyı yüksek hedefler ve dünyayı değiştirmek konusunda teşvik etti. Şimdi kendimize sormamız gereken soru
şu; bizim dünyayı değiştirebilecek cesaretiniz ve sabrımız var mı?