Jason Sho Green‘in yaklaşımının merkezinde, kapitalizm ile ofis arasındaki ilişki var. Green, kapitalizmi bir din, ofisi ise bu dinin kilisesi olarak tanımlıyor. Bu fikrinden hareketle, kurumsal çalışma kültürünün gündelik hayat üzerindeki etkilerini sanatına taşıyor.
Green’in kağıt fenerleri, çocukluğunun geçtiği Japonya’nın kuzeyindeki Tohoku bölgesinin fener festivallerinde kullanılan tekniklerinden besleniyor. Nehirlerde fenerlerin yüzdürülmesi geleneği 8. yüzyılda Çin’den Japonya’ya, kötü ruhları uzaklaştırmak ve ruhları arındırmak amacıyla geldi. Yüzyıllar içinde bu fenerler, savaşçı figürlerinin tasvir edildiği renkli heykelsi formlara dönüştü. II. Dünya Savaşı sırasında yasaklanan gelenek, savaş sonrasında toplumsal morali yükseltmek amacıyla yeniden canlandırıldı.

Green ise bu geleneği kendi çalışma hayatıyla ilişkilendiriyor. New York’ta yaklaşık on yıl boyunca teknoloji sektöründe çalışırken geceleri stüdyosuna giderek fenerler üretmeye başlayan sanatçı, bu pratiği ofisin tekdüzeliğinden ve kariyer odaklı yaşamından uzaklaşmanın, kendi ifadesiyle bir tür sanatsal arınmanın yolu olarak geliştirdi.
Ofis askerleri, kurumsal yaşamdan kaçıp başka bir anlam arayışına yöneliyor
Sanatçının resimleri de benzer bir eksende ilerliyor. Yağlı boyalarında teknoloji çalışanları, maaşlı ofis çalışanları ve “ofis askerleri” olarak tanımladığı karakterler, kurumsal yaşamdan kaçıp başka bir anlam arayışına yönelen modern kahramanlara dönüşüyor. iPhone ve MacBook’lar kılıçların yerini alırken, karakterler modern samuraylar gibi doğaya çıkıyor ve “hustle culture”ın (durmaksızın çalışma ve başarı kültürü) ötesinde bir aydınlanma arıyor.
Jason Sho Green, “Networking with Nature”, 2026
Green’in Mart-Nisan 2026’da Morton Fine Art’ta gerçekleşen This is a Garden and We’re All Flowers adlı kişisel sergisindeki resimler, bu anlatıyı daha da genişletiyor. Bu çalışmalar, hırsın absürtlüğünü mizah ve mitolojiyle ele alırken, üretkenlik ve performans baskısından uzaklaşma arzusunu da kabul ediyor. Resimlerde tekrar eden kaplıca teması ise toplu bir arınma ve kurumsal yaşamın baskılarından geçici bir kaçış alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Green’in resim pratiği doğaçlamayla şekilleniyor. Soyut renk katmanları ve jestsel izlerle başlayan çalışmalar, boyama ve kazıma süreçlerinin ardından manzaralara ve karakterlere dönüşüyor. Bu yüzeylerde kişisel anılarla güncel kültürel yorumlar bir araya geliyor.

Elektrik mühendisliği eğitimi alan ve uzmanlık alanı otonom robotik olan sanatçı, daha sonra (2011) New York Academy of Art’ta Güzel Sanatlar alanında yüksek lisans yaptı. Kurumsal dünyaya girmeden önce New York’taki Elizabeth Foundation for the Arts Studio Program’da yer aldı; Almanya’daki Spinnerei ve Fransa’daki Terra Foundation’da sanatçı misafirlikleri gerçekleştirdi.
1979’da Sendai, Japonya’da doğan Jason Sho Green, Hudson, New York’ta yaşıyor ve çalışıyor. Onun kağıt fenerleri ve yağlıboyaları, Japon-Amerikan kültürü, zanaat ve mitolojiden yararlanırken, modern çalışma hayatının ruhsuz dünyasına da eleştirel bir bakış sunuyor.
Jason Sho Green’in yeni çalışmalarını, Instagram’ı üzerinden takip edebilirsiniz.

Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Görsel: Jason Sho Green
Elif Atmaca’dan El Yapımı Kaygı Canavarları: My Anxiety Monsters






