Maarten Baas, Amsterdam’daki Schiphol Havalimanı için geliştirdiği “The People’s Clock” adlı yeni çalışmasında, saat kollarını oluşturan 1.000 gönüllüyü bir araya getirerek zamanın geçişini koreografik bir performansla görselleştirdi. Havalimanının Lounge 1 alanında sergilenen yerleştirme, özellikle Avrupa içi uçuş yapan yolculara hizmet veren bölümde konumlandırıldı ve yıl boyunca milyonlarca yolcu tarafından izlenecek.
Baas, yaklaşık on yıl önce aynı havalimanının Lounge 2 bölümünde gerçekleştirdiği ilk saat çalışmasıyla da dikkat çekmişti. Önceki projede tasarımcı, saat kollarını boya ve rulo yardımıyla gerçek zamanlı olarak tek başına çizip silerken; yeni yerleştirmede kolektif üretimin gücünü ön plana çıkarıyor. Her iki çalışma da 12 saatlik gerçek zamanlı performanslara dayanıyor.

12 saatlik kesintisiz kayıt, havalimanındaki ekranlarda gerçek zaman akışına uygun şekilde gösteriliyor
“The People’s Clock” için 1.000 katılımcıyı bir araya getiren Baas, saatin akrep ve yelkovanını bu kişilerin senkronize hareketleriyle oluşturdu. Saniye kolu ise dairesel alanın etrafında her dakika bir tur atan tek bir kişinin koşusundan oluşuyor. Çekimler, Schiphol Havalimanı’ndaki bir hangarda gerçekleştirildi; katılımcıların büyük bölümünü güvenlik görevlileri, bagaj çalışanları, havayolu personeli ve temizlik görevlileri gibi havalimanı çalışanları oluşturdu.
Süreci belgeleyen filmde, Baas şunları söylüyor: “Bu saat için binlerce insan çalıştı. Bu devasa bir prodüksiyon ve perde arkasında emeği geçen sayısız kişinin ortak işi” dedi. Tasarımcı ayrıca, “Bu kadar uzun süre boyunca bu kadar çok insanın tek bir sanat eseri için bir araya geldiği başka bir örnek bilmiyorum. Bu insanlar kelimenin tam anlamıyla zamana dönüşüyor.”

Performans, tavana yerleştirilen bir kamera ile 12 saat boyunca kaydedilmiş. Katılımcıların gün boyunca motivasyonunu korumak için yoga, serigrafi baskı, oyunlar ve atölyeler gibi etkinlikler düzenlenmiş.
Ortaya çıkan final video, 250 x 250 x 250 santimetre ölçülerindeki kübik bir yapının dört yüzüne yerleştirilen ekranlarda gösteriliyor. Bu düzenleme, zamanın eğlenceli ve dikkat çekici bir temsilini sunuyor.
Schiphol’deki bu saatler, Baas’ın 2009 yılında başlattığı “Real Time” serisinin bir parçası. Seri, ölçülen zamanın tuhaflığına dikkat çekmeyi ve zamanın akışını görünür kılmayı amaçlıyor. Serinin ilk işleri, Milano Tasarım Haftası’nda sergilenmişti. Bunlar arasında süpürgeyle tozları bir araya getirerek saat kolları oluşturan iki kişinin yer aldığı bir çalışma ve cam panel üzerine boyama yapılan dijital saat benzeri bir iş bulunuyordu.
“Real time” kavramına gönderme yapan seri, sinema dilinde olayların gerçek zamanlı akışını ifade eden terimi yeniden yorumluyor. Baas, ilk Schiphol saatinde havalimanı temizlik personelinin üniformasına atıfta bulunmak için mavi tulum giymişti. “The People’s Clock” ise havalimanının günlük işleyişini sürdüren çok sayıda çalışanı temsil etmeyi amaçlıyor.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bu gönderiyi Instagram’da gör

Görsel: Maarten Baas Fotoğraflar: Thijs Wolzak







