-herkes bir şeyler yaratabilir
-infografikte tasarımcının şablonu çıkarıp içindeki verileri dinamik olarak değiştirebilmesi mümkün. yani tasarıma daha az, bir sonraki içerik için araştırmaya daha çok vakit ayırmak mümkün. Infografiklerde verilen verileri tasarımcının güncellemesi gayet kolay, yılın raporlama yapıldığı aylarına kadar verileri güncelleyebilirsiniz, bu da daha az insan gücü kullanmak demek.
-daha sağlıklı bir iletişim kurmayı ve herkesin verileri anlayabilmesini kolaylaştırır. infografik aynı zamanda rafine bilgi verdiği ve doğru kelimeleri kullandığı için yanlış ya da eksik bilgi verme ihtimaline açık değildir çünkü eğitimli kesim verileri daha kolay ve hızlı anlar, kritik edebilir.
2- Görselleştirmeyi sosyal üretkenliğe çeviriyor
Artık kullacılar içeriğe katkıda bulunabiliyor, sadece onlara dikte edilen şeyleri okumak yerine içeriğin içinde yer alabiliyorlar interaktif anketler ve pazar araştırmaları aracılığıyla. Lankow’a göre insanları etkileşime sokmak, mesajı okuyucuya doğru iletebilmek ve markanın finansal hedeflerine yardımcı olabilmek önemli. Infografikler viral olup yürüyebilir ama iş hayatındaki görevine de -satış gibi- hizmet ediyor olması gerekiyor. Şirket tarafında biri bu yıl hiç yazılım satabildin mi diye yargılanabilir ise tasarımcı ya da şirketin tasarım ajansı da bundan aynı şekilde pay görüyor olmalı.
Bu konuda öne çıkanlar:
-kitlenin kendi varlığının içerik olması. yani okuyucular kendileri infografikler için içeriği kendi varlıklarıyla birer veri olarak yaratıyorlar.
-katıldıkları anketler ya da pazar araştırmalarının sonucunu gerçek zamanlı olarak görebiliyor olmaları. Çünkü geçmiş zamanlarda belki de kullanıcılar katıldıkları araştırmaların sonucunu hiçbir zaman rapor olarak almıyorlardı.
-özel bir deneyim yaşatıyor olması
-canlı ve dinamik olması
Örneğin bu Lankow’un ajansı ColumnFive’ın Mashable için tasarladığı infografik, bu örnekte çıkan sonuçlarda görünüyor ki okuyucuların paylaşmayı en çok sevdiği içerik tipi infografik.