Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı
Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Aksel Ceylan

Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Aksel Ceylan

Aksel Ceylan’a göre yapay zekâ, şimdilik yaratımın merkezinde değil düşünsel destek sağlayan bir araç; yaratıcılar için asıl belirleyici güç ise hâlâ insan yaratıcılığı.

“Yapay Zekâ ve Yaratıcılar” serimizin 6. konuğu, Artı Stüdyo’nun kurucu ortağı ve yaratıcı yönetmeni Aksel Ceylan. Ceylan, sorularımıza verdiği yanıtlarda yapay zekânın yaratıcı süreçlerdeki konumunu, tasarımcıların bu teknolojiyle kurduğu ilişkiyi ve gelecekteki olası etkilerini değerlendirdi. Röportajımızda, hem yapay zekâ araçlarının sunduğu fırsatları hem de sınırlılıklarını ele alan Ceylan, teknolojinin hâlâ olgunlaşma aşamasında olduğunu ve yaratım sürecinde hakim bir rol almadığını vurguladı.

Aksel Ceylan, Artı Stüdyo’nun projelerinde yapay zekâyı daha çok düşünsel ve stratejik destek için kullandıklarını, yaratım sürecinde ise hâlâ insan dokunuşunun ve sezgisinin belirleyici olduğunu açıkladı. Bu yanıtlar, yaratıcı alanlarda yapay zekânın hızlı yükselişi karşısında tasarımcıların deneyimlerini ve beklentilerini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor.

Yapay zekâyla aran nasıl?

Aksel Ceylan: Kendisiyle ilgili (şimdilik) gerçekçi olmayan beklentilerim var, dolayısıyla düzenli olarak hayal kırıklığı yaşıyorum, umduğumu çoğu zaman bulamıyorum, aşırı kızıyorum. “Zeki ama çalışmıyor” mu yoksa “pek parlak değil ama çok mu çalışıyor” henüz karar verebilmiş değilim. Düşük beklentiler gerektiren konularda aşırı faydalı olduğu zaten kesin ama neler yapabileceğini ve nerelere varabileceğini düşünmekten şu anki kısıtlı hâliyle asla barışamıyorum. Geçiş dönemi sorunları gibi; kafası karışık, sorunlu ve henüz olgunlaşmamış eciş bücüş ergenlik çağından yetişkinliğe geçmesini bekliyoruz ailecek.

“Temel yaratım süreçlerimizde -henüz beklentilerimizi karşılayacak kapasiteye sahip olmadığı için- yaratım aşamasından çok, düşünsel destek alıyoruz.”

Kaç ayrı yapay zekâ uygulaması veya hizmeti için abonelik ücreti ödüyorsun ya da şirketin senin adına ödüyor?

Aksel Ceylan: Artı Stüdyo olarak en çok vakit ayırdığımız kısım; çatı markalar kurmak ve uzun süre kullanılabilecek brand guideline’lar yaratmak olduğu için çoğunlukla köklü kararlar almamız gerekiyor, bu da bizi yapay zekâdan yoğun olarak teorik ve stratejik fazlarda destek almaya yönlendiriyor. Yapay zekâ araçlarını denemeye ve adapte olmaya istekliyiz ama temel yaratım süreçlerimizde -henüz beklentilerimizi karşılayacak kapasiteye sahip olmadığı için- yaratım aşamasından çok, düşünsel destek alıyoruz.

Gündelik olarak şimdiye kadar en çok ChatGPT kullanıyorduk ama Sam Altman’ın OpenAI’ın tüm modellerini DoW’a açtığını açıklamasıyla birlikte üyeliklerimizi kapatıp Claude’a geçmek üzere çalışmalara başladık. Basit görsel üretimler için Adobe Firefly kullanıyoruz; Firefly’a Adobe Creative Cloud üzerinden dolaylı olarak ödeme yapıyoruz. Sunum hazırlarken destek kuvvet olarak Runway’den de faydalanıyoruz ama promptları anlama konusunda kesinlikle yeterli değil. Bir dönem Midjourney de kullandık ama hayal kırıklıklarımıza daha fazla dayanamayıp hesabımızı kapattık.

Ek olarak ortağım Kaan Duygu son dönemde bana ısrarla vibecoding için Codex ve Antigravity öğretmeye çalışıyor, yaptığı şeyleri bana gösterip iş akışımıza eklemeye çabalıyor ama ben henüz işlerden fırsat bulup vakit yaratamadım ne yazık ki.

Yapay zekânın gelişimi kariyer hedeflerinde bir değişiklik yarattı mı?

Aksel Ceylan: Uzun vadeli planlarımda köklü bir değişiklik yaratmadı. Ama bunun nedeni yapay zekâyı yok saymam değil; hedeflerimin “nasıl”dan öte, “nereye” üzerine odaklanmasından kaynaklanıyor. Yapay zekânın hayatlarımızı kökünden değiştirdiği ve çok çok daha dramatik şekilde etkileyeceği açık (bu röportajı verirken bile yanıtlarımın inanılmaz kısa bir gelecekte anlamsızlaşacağını düşünerek yabancılaşıyorum) ama yine de her şeye rağmen yapay zekâ sadece bir araç veya yol olabilir diye düşünüyorum; bizim Artı Stüdyo ile varmak istediğimiz bir hedef ya da bir varoluş sebebi değil.

“Olgunlaşmasını bekliyoruz ki hep beraber aynı dili konuşabileceğimiz bir noktaya gelebilelim.”

1 yıl sonra sence üretken yapay zekâ araçları hangi seviyede olacak?

Aksel Ceylan: Her ne kadar benim dönemimden eski olsa da, yaşadığımız sürecin Adobe’un endüstri standardı hâline gelmesinden önceki döneme benzediğini düşünüyorum. Şu an nasıl ki biz tasarımcılar için Adobe Creative Cloud tüm dünyada ortak olarak konuştuğumuz bir dil ve bu dili bilmemek neredeyse mümkün değil, işte yapay zekâda henüz bu ortak dil oluşmuş değil. Global standarda, bir “currency”ye henüz hiçbir markanın tam olarak dönüşmemiş olmasının getirdiği dağınıklık var. Bu nedenle de bir platforma üye olup onda uzmanlaşamadan yenisi/daha iyisi çıkıyor, birini iptal ettirip diğerine üye oluyoruz, bu kez onu öğrenemeden bir diğeri geliyor. Yetişmek şimdilik imkânsız. O yüzden önceki cevaplarda ergenlik örneğini verdim aslında; olgunlaşmasını bekliyoruz ki hep beraber aynı dili konuşabileceğimiz bir noktaya gelebilelim.

“Yapay zekâ” ve “yaratıcılık” kelimeleriyle tek cümlelik bir tespit ya da motto üretir misin?

Aksel Ceylan: Yapay zekâ yaratıcılığa muhtaç ama aynı şeyi tam tersi için henüz söyleyemem -ki yaratıcılar olarak elimizdeki en önemli silah da hâlâ bu gibi gözüküyor.

Yaratıcı mesleklerle ilgilenen her neslin kendi döneminde karşılaştığı belirli sınavlar oluyor, bu bize özel bir durum değil ama yapay zekânın şimdiye kadarki en ciddi bölüm sonu canavarı olduğunu söyleyebiliriz, bu canavarı evcilleştirebilen oyuncular arasında olmamız çok kritik.

Görsel: Aksel Ceylan