Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Google Glass dünyayı değiştirir mi?

Google Glass dünyayı değiştirir mi?

Tutar mı, satar mı, yaygınlaşır mı, endüstriyi değiştirir mi sorusuna gönül rahatlığıyla “Hiç şüphem yok” diyebiliyorum.

Çocukken, otomatik vites diye bir şey olduğunu
öğrendiğimde, “otomatiği yapılabiliyorsa manuel vites neden var ve neden tercih
ediliyor?” diye düşünmüştüm. Google, “Glass diye bir cihaz yapılabiliyorsa, cep
telefonu neden var?” diye sordurabilecek kadar önemli bir gelişme. Dolayısıyla,
başlıktaki sorunun yanıtı “evet”.

Zaten fotoğraf makinesi, TV, radyo, cüzdan tek
bir cihazda birleşmedi mi? Şimdi “Onu neden elimizde taşımaya devam edip, evrimimizin
bu aşamasında Cem Yılmaz’ın tasvir ettiği, boynu bükük insana dönüşelim?” diye
sorma zamanıdır.

Glass’la Google servislerinin kusursuz
çalıştığı New York sokaklarında yürümekle İstanbul’da denemek arasındaki
deneyim farkı büyük. Yine de, olasılıklar bir geek’in iştahını kabartacak
nitelikte. Botego ekibi, Glass’ın sizi tanıyan ve sürekli gözünüzün önündeki
bir sanal karakter olan uygulamayı geliştirmek için SDK’ları incelemeye başladı
bile. Cihaz henüz yolun çok başında. Örneğin göz kırpma hareketini tanımasını
sağlayacak fonksiyonun adı tanımlanmış, ama içeriği henüz boş, bu sinyali nasıl
işleneceği belirsiz. Ama aklın yolu bir ve dünyanın her yerinde milyonlarca
geliştiricinin harıl harıl Glassware geliştirmeye koyulmasının önündeki engel
yalnızca fiziksel: Geliştirdiğiniz yazılımı deneyebileceğiniz cihaz yalnızca
8000 Glass Explorer ve birkaç bin I/O katılımcısı geliştiricide mevcut.

Yazılımın ikinci sürümüyle birincisi
arasındaki kullanım kolaylığı farkı o kadar büyük ki, insan “donanımı neredeyse
halletmişler, geri kalan her şey yazılımla yapılabilecek herhalde” diyor. Ama
elbette gözlük de 2 sene sonra müzelik muamelesi yapacağımız bir “gizmo”
durumunda şu anda.

Sırf erken bir Glass kullanıcısıyım diye,
ürünün nerelerde kullanılabileceğiyle ilgili sizden daha fazla fikir üretmemi
beklemeyin. Siz ne yaptırırdınız, beş dakika kafa yorun, eminim (7’si şimdilik diğer
herkesinkiyle ortak olan) en az 10 fikir bulacaksınızdır. Bizim ekipten “baktığınız
yerin 50 sene önceki halini gösteren” bir sanal gerçeklik uygulaması, benden de
bozuk bir gözün gördüğü görüntüyü dijital interpolasyonla düzelten “Glass lensi”
fikri çıktı.

Bence cihazın toplumsal ve ekonomik değerini değerlendirirken,
her birimizi çok daha donanımlı birer kısmi cyborg’a dönüştüreceğini öngörmek
yersiz olmaz. Matrix’teki zihne yüklenen veriler kadar olmasa da, gerektiği
anda, gereken (hatta gereksiz) her türlü bilginin gözümüzün önünde belirmesi
durumu, tek başına yeterli bir özellik. Zaten Google bize ezberlemenin gereksiz
olduğunu, her tür bilgi için kendisini kullanabileceğimizi göstermedi mi? Şimdi
bunu nereye gidersek oraya götürebilmemizi sağlıyor.

Tutar mı, satar mı, yaygınlaşır mı, endüstriyi
değiştirir mi sorusuna internetin kalıcılığına rağmen gönül rahatlığıyla “Hiç
şüphem yok” diyebiliyorum. “Atın FAV’a!”


Editörün notu: Bu haberin yazarı Ekim Nazım Kaya, daha önce de Google Glass’ı ilk satın alma hakkını kazanan gruba nasıl girdiklerini şu haberde anlatmıştı.