Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı
3B Baskıyla Zanaatkarlığı Buluşturan Mobilya Tasarımı

3B Baskıyla Zanaatkarlığı Buluşturan Mobilya Tasarımı

Danimarkalı tasarım ikilisi Oberdoerfer & Krebs, 3B baskı sürecini baskı tamamlandıktan sonra el işçiliğiyle devam eden bir üretim yöntemine dönüştürüyor.

Oberdoerfer & Krebs (O&K), Kopenhag’da düzenlenen 3daysofdesign kapsamında gerçekleştirilen Ukurant sergisinde tanıttığı Bend Chair ve Bend Stool ile 3B baskı teknolojisine farklı bir yaklaşım getiriyor. Tasarımcılar, makineden çıkan parçaları nihai ürün olarak görmek yerine, baskı sonrasında ısı ve el işçiliğiyle şekillendirerek üretim sürecini devam ettiriyor. Böylece ortaya çıkan her mobilya, bilgisayar tarafından programlanan geometri ile insan müdahalesinin ortak ürünü haline geliyor.

Jasper Krebs ve Bruno Oberdoerfer tarafından kurulan stüdyo, büyük ölçekli 3B baskıyı tamamlanmış bir süreç olarak değil, gerektiğinde kesintiye uğratılabilen, yönü değiştirilebilen ve sonradan yeniden biçimlendirilebilen bir üretim yöntemi olarak ele alıyor. Tasarımcılar, baskı dosyasındaki “toolpath” (yazıcının izlediği yol) verisini yalnızca üretim talimatı değil, aynı zamanda parçanın gelecekte nasıl hareket edeceğini belirleyen bir rehber olarak kullanıyor. Isı, yerçekimi, zamanlama ve insan dokunuşu da üretim sürecinin ayrılmaz parçalarına dönüşüyor.

3B baskıyı el işçiliğiyle birleştiren yaklaşım

Bend Chair ve Bend Stool, geleneksel büyük ölçekli ekstrüzyon tekniğiyle üretiliyor ancak yaygın 3B baskı mobilyalardaki sabit yan profil anlayışından ayrılıyor. Tasarımların baskı yoluna önceden programlanmış bükülme bölgeleri ekleniyor. Baskı tamamlandıktan sonra bu bölgeler yeniden ısıtılıyor; belirli alanlar diğerlerinden önce yumuşadığı için mobilyalar elle istenilen forma bükülebiliyor. Böylece yazıcı temel yapıyı oluştururken, son biçim insan müdahalesiyle tamamlanıyor.

Projede kullanılan genişleyebilen colorFabb LW-PLA malzemesi de üretim yönteminin önemli bir parçasını oluşturuyor. Baskı sırasında orta katmanların köpürmesini sağlayan bu filament, malzeme tüketimini azaltırken aynı malzemenin sıcaklık ve baskı stratejisine bağlı olarak daha hafif, daha yumuşak veya daha rijit davranabilmesine olanak tanıyor. Böylece tasarımcılar farklı malzemeler kullanmak yerine, tek bir malzemenin farklı fiziksel durumlarını tasarım aracı olarak değerlendiriyor.

Bend Stool projesi, Jasper Krebs’in Kopenhag’daki Royal Danish Academy’deki üçüncü dönem çalışması olarak başlamış. Mezuniyet projesi öncesinde yürüttüğü araştırmaların bir uzantısı olan tasarım, 3B baskıyı yeniden ısıtma ve elle bükme teknikleriyle birleştirerek giderek birbirine benzemeye başlayan 3B baskı mobilyalar için yeni bir biçim dili öneriyor. Tasarımın karmaşıklığı baskı yolunda gizlenirken, son biçim oldukça basit görünen bir el hareketiyle ortaya çıkıyor.

Üretim hatası olarak görülebilecek deformasyonlar, tasarımın işlevsel unsuruna dönüşüyor

Oberdoerfer & Krebs, aynı yaklaşımı farklı projelerinde de sürdürüyor. UpsideDown adlı duvara monte askılıkta, yazıcının baskı sırasında bilinçli olarak rotasından çıkması sağlanıyor. Yazıcı havaya plastik ekstrüde ederek malzemenin kendi ağırlığıyla sarkmasına izin veriyor, ardından baskıya kaldığı yerden devam ediyor. Parça soğuduktan sonra ters çevrildiğinde bu sarkmalar kullanışlı askı kancalarına dönüşüyor. Normalde üretim hatası olarak görülebilecek deformasyonlar, tasarımın işlevsel unsuruna dönüşüyor.

3B baskıya insan müdahaleleriyle sürekli dönüşebilen bir üretim alanı olarak bakmak

İkilinin Biennale for Craft & Design kapsamında geliştirdiği Human Layers adlı vazo projesi ise bu yaklaşımı renk kullanımına taşıyor. İkat dokuma tekniğinden (ipliklerin bağlama ve boyama gibi işlemlerle desenli hale getirilip ardından dokunmasıyla oluşturulan köklü bir dokuma ve boyama sanatı) ilham alan çalışma, pelet ekstrüzyonlu 3B baskıda farklı renklerin baskı sırasında belirli zamanlarda sisteme eklenmesiyle desen oluşturuyor. PLA peletleri sıvı renk katkısıyla boyanıyor, hassas biçimde tartılarak baskının belirli anlarında makineye ekleniyor. Böylece yüzeyde görülen desenler, baskı sürecindeki zamanlama ve insan müdahalesinin kaydına dönüşüyor.

Oberdoerfer & Krebs’in Bend Chair, Bend Stool, UpsideDown ve Human Layers projeleri, büyük ölçekli 3B baskıyı kapalı ve tamamen otomatik bir sistem yerine, küçük insan müdahaleleriyle sürekli dönüşebilen bir üretim alanı olarak yeniden tanımlıyor. Baskı sonrası bükme, kontrollü deformasyon, köpüren malzemeler ve zamanlanmış renk geçişleriyle şekillenen çalışmalar, dijital üretim ile geleneksel zanaatin aynı süreç içinde birlikte var olabileceğini gösteriyor.

Görsel: Oberdoerfer & Krebs