“Yapay Zekâ ve Yaratıcılar” serimizin 4. konuğu, çalışmalarıyla Bigumigu’da sık sık yer verdiğimiz Erdem Topsakal. Yapay zekâyı, zamanla yaratıcı üretim pratiğinin merkezine taşıyan Topsakal, bu teknolojiyi var olan kültürel mirası yeniden yorumlamak ve dönüştürmek için kullanmaktan keyif alıyor. Endüstriyel tasarım mezunu olan Topsakal, müzik ve reklam dünyasındaki deneyimlerine , oradan da video içerik üretimine uzanan çok katmanlı kariyerinde yapay zekâyı adeta sihirli bir enstrüman gibi konumlandırıyor.
Erdem Topsakal sorularımızı cevaplayarak favori yapay zekâ araçlarını, ilk denemelerini, gurur duyduğu projelerini ve geleceğe dair bakışını anlattı. Yapay zekâ ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi, üretimin değişen doğasını ve yeni kuşaklara dair önerilerini aktardı.
Yapay zekâyla aran nasıl?
Erdem Topsakal: Flört olarak başlayan ilişkimiz hayat arkadaşlığına doğru ilerliyor. Açıkçası artık onsuz bir hayat düşleyemiyorum.
Her gün kullandığın yapay zekâ araçları var mı? Hangileri?
Erdem Topsakal: İstisnasız her gün ChatGPT, gün aşırı Google Gemini ve haftada birkaç gün mutlaka Kling yapay zekâ veya Suno yapay zekâ kullanıyorum. Tabi onlar da beni kullanıyor ama sesimi çıkarmıyorum.
“Yapay zekâ, etten kemikten olmayan ama sürekli ilgi isteyen bir çocuk gibi.”
Kaç ayrı yapay zekâ uygulaması veya hizmeti için abonelik ücreti ödüyorsun ya da şirketin senin adına ödüyor?
Erdem Topsakal: Baktım harcadığım kredilerin haddi hesabı yok, dört beş farklı modele ayrı ayrı aylık kredi almak yerine bir iki platforma yıllık abone olmayı tercih ettim. Doğrusunu söylemek gerekirse, sanki haneye bir boğaz daha eklemiş gibiyiz. Yapay zekâ, etten kemikten olmayan ama sürekli ilgi isteyen bir çocuk gibi. Onu besliyor, eğitiyor, masraflarını üstleniyoruz. Umarım büyüdüğünde hayırlı bir evlat olur.
Üretim süreçlerinde aktif olarak hangi yapay zekâ araçlarını kullanıyorsun?
Erdem Topsakal: Neredeyse çıkan tüm yapay zekâ modellerini deneyimlemeye çabalıyorum. Hangisinin ne tarz stillerde işe yarayacağını kendim deneyip görmeyi seviyorum. Düzenli olarak kullandığım araçlar da var. Örneğin görsel üretimi için Nano Banana Pro veya Seedream 4.5, video üretimi için Kling 3.0 veya Google Veo 3.1 kullanıyorum. Ses tarafında da ElevenLabs ve tabii ki Suno yapay zekâ favorilerim. Çoğu modeli tek bir platformda sunduğu için de Higgsfielda aboneyim. Oradan müdavimi olduğum modelleri kolayca kullanma şansı bulabiliyorum.
“Neredeyse çıkan tüm yapay zekâ modellerini deneyimlemeye çabalıyorum.”
Deneyip verim alamadığın ya da arayüzüne bir türlü alışamadığın araçlar oldu mu?
Erdem Topsakal: Aşırı sentetik görüntüleri beğenmiyorum. Bu sebeple Midjourney veya Flux gibi modellerden istediğim verimi aldığımı söyleyemem. Ses tarafında da çok iyi ürün alıp kullanıcı deneyimini zayıf bulduğum araçlar var. Misal, Suno yapay zekâ biraz daha kullanıcı dostu bir arayüze geçebilir. Benzer şekilde ElevenLabsin arayüzü de günümüz standartlarına göre biraz demode kalıyor. Bu tür tasarım tercihleri, araçlara alışma sürecini ve kullanım konforunu doğrudan etkileyebiliyor.
Yapay zekâ ile yaptığın ilk denemelerden çıkan bir işi bizimle paylaşır mısın?
Erdem Topsakal: İlginçtir ki ilk yapay zekâ denememi, çektiğim bir İBB Miras filminde yapmıştım. Art İstanbul Feshane için hazırladığım bu videoda, ortaya çıkan sonuç herkes tarafından beğenilince, ilk kez ürettiğim yapay zekâ destekli görselleri yayınlanan bir projede resmi olarak kullanmış oldum. Bugün geriye dönüp baktığımda bu çalışmalar biraz primitif görünüyor, yine de o dönem için sentez bir kullanım olarak görsel anlamda işe değerli bir katkı sağlamıştı.
Son dönemde yapay zekâ kullanarak üretip gurur duyduğun bir işin var mı?
Erdem Topsakal: Elbette var. Yapay zekâyı yoktan içerik var etmekten ziyade, var olanı yorumlayıp dönüştürmek için kullanmak beni daha çok heyecanlandırıyor. Özellikle güçlü bir kültürel bağlamı olan konular üzerinde çalışmayı çok seviyorum. Mimari yapıları, eski filmleri, arşiv fotoğraflarını ve İstanbulun çok katmanlı geçmişini bugünün diliyle yeniden anlatmak benim için çok besleyici oluyor.
Öğrencilik yıllarımdan beri ilgiyle araştırdığım, bu alanlarda edindiğim ilginç bilgileri, yıllar içinde biriktirdiğim fotoğrafları ve bizzat yerinde deneyimleyerek çektiğim video kayıtlarını, yapay zekâ araçlarıyla farklı anlatım biçimlerine dönüştürmeyi seviyorum. Bu üretimlerin izleyiciyle buluşması, karşılık bulması ve zaman zaman ulusal ya da uluslararası ölçekte viral olması derin bir memnuniyet duygusu yaratıyor.
Bu yaklaşıma güncel bir örnek olarak, araştırmacı yazar Güven Bayarla birlikte hazırladığımız Resimli İstanbul Apartmanları serisini ve ardından kendi pratiğim için geliştirdiğim Sketches in Motion çalışmalarını gösterebilirim.
Ayrıca yapay zekâ ile haşır neşir olduğum bu süreçte beni çok gururlandıran dev bir projenin de parçası oldum. Anadolu Sigortanın 100. yılına özel sahnelenen Yüzyıllık İmza müzikali için yapay zekâ destekli görsellerle gösterinin dijital sahne dünyasına ve tasarım sürecine katkı sunmuştum. Bu da benim için unutulmaz bir deneyimdi.
“Mevcut pratiğimi hızlandırdı, genişletti ve yeni ifade imkanları açtı.”
Yapay zekânın gelişimi kariyer hedeflerinde bir değişiklik yarattı mı?
Erdem Topsakal: Tek bir kariyeri ömür boyu sürdürmeye çok üşeniyorum. Benim daha çok farklı dönemlerde heyecan duyduğum ve farklı alanlarda işler ürettiğim bir kariyerim var. Endüstriyel Tasarım mezunuyum, yıllar içinde müzik ve reklam dünyasında çeşitli deneyimler edindim. Bugünse video içerik üreticisi olarak yoluma devam ediyorum.
Geriye dönüp baktığımda, yapay zekânın aslında bu alanların tamamında kullanabileceğim, adeta sihirli bir enstrüman olduğunu fark ediyorum. Bu yüzden onu hızlıca kavrayıp üretim sürecime entegre etmek benim için çok doğal oldu. Yapay zekâ, kariyer hedeflerimi kökten değiştirmedi, ancak mevcut pratiğimi hızlandırdı, genişletti ve yeni ifade imkanları açtı diyebilirim.
1 yıl sonra sence üretken yapay zekâ araçları hangi seviyede olacak?
Erdem Topsakal: Bu sorunun cevabını merak etmekten biraz yoruldum. Artık şaşırma refleksim epey köreldi. Biri çıkıp bundan sonra dünyayı yapay zekâ yönetecekmiş dese, muhtemelen ilk sorum peki nerden üye oluyoruz olurdu.
Bu yüzden bir yıl sonra tam olarak ne olacağını öngörmekten ziyade, benim için asıl önemli olan güncel kalmayı başarmak. Ne gelirse gelsin, onunla birlikte düşünebilen ve üretebilen tarafta olmayı tercih ediyorum.
Yaratıcı sektörlerde çalışmayı hayal eden ya da bu alana yeni giren bir gence, yapay zekâ konusunda nereden başlamasını önerirsin?
Erdem Topsakal: Bence işe, dünyayı nasıl gördüklerini anlatan özgün içerikler üreterek başlamalılar. İçerik hala altın değerinde. Sosyal medyada görünür olmanın, doğru zamanda doğru içeriği üretip paylaşmanın faydasını bizzat deneyimledim. Bunu istikrarlı biçimde sürdürebilenlere, sektör zaten göz kırpacaktır.
Yapay zekâ ve yaratıcılık kelimeleriyle tek cümlelik bir tespit ya da motto üretir misin?
Erdem Topsakal: Reklam yazarı reflekslerimin bana verdiği yetkiye dayanarak şöyle bi motto sallayabilirim:
“Yapay zekâ üretir, yaratıcılık yön verir.”
Türkiyeden ve dünyadan, yapay zekâ ile üretilmiş ve çok beğendiğin birer iş paylaşır mısın?
Erdem Topsakal: Türkiyeden Öner S. Biberkökü‘nün işlerine ve işçiliğine bayılıyorum. Onun en son paylaştığı Kung Fu Edition videoları baya başarılı.
Dünyadan da takip ettiğim birçok farklı stilde yapay zekâ sanatçısı var. Örneğin, Hana Katoba‘nın yarattığı görsel dünyayı çok ilham verici buluyorum.
Görsel: Erdem Topsakal






