Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı

Nivea’dan yumuşak bir dokunuş

Nivea’dan yumuşak bir dokunuş

Büyük bir mirasa sahip Nivea markası, “Değerlerini barındıran yeni, benzersiz ve yenilikçi tasarım dili" yaratma görevini Fuseproject’in kurucusu, Yves Behar’a vermiş.

Marka adının koyu mavi zemin üzerine beyaz harflerle yer
aldığı logo, günümüze kadar Nivea cilt bakım ürünlerinin sadelik ve temizliği
çağrıştıran bir algı yaratmasını sağlıyordu. Ancak marka; logonun, dahası
ambalajların kremler ve duş jelleri gibi birbirinden farklı ürünleri
ayırdetmede tüketiciye yardımcı olmadığını düşünerek bu kararı almış.

İşte bu sebeple Fuseproject’in kurucusu ve tasarımcısı Yves Béhar, markanın bilinen ve sevilen imajından çok uzaklaşmadan logoyu ve ambalajı yeniden tasarlamış.

Béhar, yaptıkları toplantıda şunları dile getirmiş: “Ambalajın
kendisi, kendine dair pazarlama stratejilerinden de reklamdan da çok daha fazla
şey anlatabilir. Amacımız, markanın hikâyesini koruyarak onu günümüze uyarlamak”.
Sonuç olarak yine sadeliğin ve basitliğin ürünü ortaya çıkmış.

2009 yılında Interbrand tarafından geliştirilen önceki Nivea
logosu,

Fuseproject’e göre, sorun: “Tutarsız ambalaj formları [Yukarıya
bakınız], farklı marka ifadelerinin ve birbiriyle bağlantısız grafik dillerinin
anlamsız bir tasarım dili haline getirilmesiymiş. [Yukarıdaki Nivea logosu
varyasyonları].



Fuseproject; Nivea görsel dilini basitleştirerek, marka değerini
daha güçlü ve net bir şekilde ifade etmeyi amaçlamış. Bauhaus döneminden kalma harfler
ve mavi renkli kalay ambalajı, yaygın bir marka simgesi olsa da yeni tasarımlar;
marka için taze, ileriye dönük bir görünüm sunarken, aynı zamanda şirketin
zengin tarihine de gönderme yapmakta. Bu yepyeni ifade ile Nivea aslını
kaybetmeden yeni bir yüze kavuşmuş.