İnternet çağında müze koleksiyonlarına sanal olarak erişebilmek giderek daha mümkün hale geliyor. Kamu malı statüsündeki eserler ve dijital girişimler sayesinde dünyanın dört bir yanındaki müzelerin, kütüphanelerin ve bağımsız girişimlerin koleksiyonları çevrim içi olarak görülebiliyor. New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi (Metropolitan Museum of Art / The Met) yürüttüğü “Open Access Initiative” programı da bu girişimlerin başında geliyor.
Müzenin internet sitesindeki arama yapılabilir dijital katalog aracılığıyla ziyaretçiler yüz binlerce eseri görüntüleyebiliyor. Ayrıca bunların büyük bir bölümünün görselleri de indirilebilir durumda. Chicago Sanat Enstitüsü, National Gallery of Art ve Cleveland Museum of Art gibi kurumlar da koleksiyonlarındaki eserleri benzer biçimde herkesin erişimine açıyor.
3 boyutlu modeller, fotoğraflardan daha iyi bir deneyim sunuyor
Ancak dijital fotoğraflar çoğu zaman bir eserin tüm özelliklerini göstermeye yetmiyor. İki boyutlu resim ve çizimlerde bile eseri fiziksel olarak yakından görenlerin deneyimleyebildiği dokular, yapısal ayrıntılar ve malzeme etkileri bulunuyor. Gerçek eserin yerini hiçbir şey tam olarak tutmasa da müze ziyaretlerinde bile bazı detaylar gözden kaçabiliyor; örneğin yağlıboya tabloların arka yüzünü görmek mümkün olmuyor ve kenar bölümleri çoğu zaman çerçevelerin içinde gizli kalıyor.
The Met’in görüntüleme teknolojilerine yaptığı yatırımlar sayesinde artık bu sınırlamalar bir ölçüde aşılabiliyor. Müze, koleksiyonunda yer alan 138 önemli eserin üç boyutlu dijital modellerini hazırlayarak çevrim içi olarak yayımladı. Böylece kullanıcılar bu eserleri istedikleri açıdan inceleyebiliyor, döndürebiliyor ve ayrıntılarını yakından görebiliyor.
Fiziksel müze ziyaretinde bile tabloların arkasını görmek mümkün değil
Toplamda yaklaşık 1,5 milyon tarihi objeye ev sahipliği yapan The Met’in koleksiyonu, ünlü Dendur Tapınağı’ndan empresyonist tablolara, Afrika kabile tören heykellerinden Orta Çağ seramiklerine ve Uzak Doğu sanatına uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Üç boyutlu modele dönüştürülenler arasında Japonya’nın kamu yayıncısı NHK ile iş birliği içinde üretilmiş dokuz model bulunuyor.

18. yüzyıla ait bir Türk çinisinin arkasını çevirip bakmak
Teknik doğruluk ve renk hassasiyeti gözetilerek hazırlanan bu animasyonlu modeller, araştırma düzeyinde birer araç niteliği taşıyor. Kullanıcılar Van Gogh’un fırça darbelerini müzede izin verilenden daha yakından inceleyebiliyor, Babil dönemine ait çivi yazılı bir tablete yakınlaştırma yapabiliyor ya da 18. yüzyıla ait bir Türk çinisini çevirerek arka yüzünü görebiliyor.
Bazı eserleri gördüğünüzde şu soruyu sormadan edemiyorsunuz: “Bu eserler neden kendi ülkelerinde değil de New York’taki bir müzede?”
The Met, çevrim içi kütüphanesine yeni üç boyutlu taramalar eklemeyi sürdürmeyi planlıyor. Şu ana kadar taranan eserlere buradan erişebilirsiniz.
Görsel: Metropolitan Museum of Art











