Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı
Kara Cuma’nın Devasa Atıkları 

Kara Cuma’nın Devasa Atıkları 

Vestiaire Collective, Kara Cuma kampanyasında hızlı modanın yol açtığı atıkları görselleştirdi ve kendi platformunda yasakladığı hızlı moda markalarına yenilerini ekledi.

Lüks giyimin ikinci el olarak sunulduğu B Corp sertifikalı satış platformu Vestiaire Collective, hızlı moda markalarına yönelik yasağını Abercrombie & Fitch, Gap, H&M, Zara, UNIQLO, Urban Outfitters ve Mango gibi büyük oyuncuları da kapsayacak şekilde genişletiyor. Bu hamle, hızlı modayı piyasadan silmeyi amaçlayan üç yıllık bir girişimin parçası.

“Kara Cuma”yı, “Daha İyi Cuma”ya dönüştürün

Duyurusunu Kara Cuma arifesinde yapan platform, yapay zekâ kullanarak dünyanın dört bir yanındaki ikonik lokasyonlarda yer alan atık görselleri oluşturarak kararını ortaya koydu. Vestiaire Collective; Gucci, Balenciaga, Saint Laurent, Bottega Veneta ve Alexander McQueen gibi moda evlerinin sahibi olan çok uluslu lüks ürünler şirketi Kering tarafından destekleniyor.

Vestiaire Collective New York City’deki Empire State Binası, Paris’teki Eyfel Kulesi, Londra’daki Buckingham Sarayı, Roma’daki Colosseum ve Singapur’daki Marina Bay Sands gibi simge yapıların yanında; bu yapılar kadar büyük hızlı moda atıkları olan görseller hazırlamış. Alışveriş yapanlara “önce düşün, sonra satın al” çağrısında bulunuyor. “İkinci el satın almayı taahhüt edin ve Kara Cuma’yı etkili bir şekilde ‘Daha İyi Cuma’ya dönüştürün” mesajını veriyor.

Hızlı moda endüstrisi yılda 100 milyar adet giysi üretiyor ve bu da 92 milyon tonluk devasa bir tekstil atığıyla sonuçlanıyor. Şirket, bunun Empire State Binası’nı, Buckingham Sarayı’nı, Eyfel Kulesi’ni, Kolezyum’u veya dört Berlin TV Kulesi’ni her gün doldurmaya yeterli olduğuna dikkat çekiyor.

Vestiaire Collective, yasakladığı hızlı modayı dokuz moda ve sürdürülebilirlik uzmanının katkılarıyla geliştirilen bir çerçeveye dayanarak tanımlıyor. Düşük fiyatlar, hızlı ürün cirosu, geniş ürün yelpazesi ve agresif pazarlama gibi kriterleri göz önünde bulunduruyor.

Vestiaire Collective, bu yasak duyurularının sonuçlarından oldukça memnun. Geçen yılki ilk yasak duyurusundan etkilenen üyelerin, %70’inin daha yüksek kaliteli ürünler için alışverişe geri döndüğünü söylüyor.

Hazırlanan CGI video, Times Meydanı boyunca yürüyen şehir sakinlerini, etraflarını çevreleyen istenmeyen kıyafet yığınları arasında tasvir ediyor. Bu arada bu görselleştirmeler bana ciddi anlamda Studio Birthplace’in plastik atıklar için yaptığı işleri hatırlattı.

Bu hareketin önemini vurgulayan Vestiaire Collective’in baş etki sorumlusu (chief impact officer), Dounia Wone şunları söylüyor: “Hızlı moda markaları aşırı üretime ve tüketime katkıda bulunarak yıkıcı sosyal ve çevresel sonuçlara yol açıyor. Harekete geçmek ve diğer sektör oyuncularının da bu harekete katılmasına öncülük etmek bizim görevimizdir ve birlikte bir etki yaratabiliriz.”

Hızlı modadan kaçarken lüksü mü “iyi” bulalım yani?

Şimdi haberi okurken birçoğumuzu rahatsız eden hatta midesini bulandıran konulara gelelim. Burada lüks veya ikinci el lüks tüketimin, çevreciliğe soyunması elbette tedirgin edici. Çünkü “lüks” (gerekli olanın sınırlarını aşan) kavramı; çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlikle çelişki içinde olan bir kavram. Bir çok uluslu lüks ürünler şirketi, piyasada onun pastasından çalan hızlı moda şirketlerine “sürdürülebilirlik” kılıfı altında savaş açmış olabilir mi? Hızlı moda endüstrisinin kirli çamaşırlarını ortaya sererken lüks endüstrilerin çok masum olduğuna inanacak mıyız? Bunlardan şüphe etmek yerden göğe kadar hakkımız! Ben sadece yapılan kampanyayı anlattım. Geçtiğimiz yıl çok da başarılı olmuş bir kampanya ve bu yıl tekrarlamışlar. Başka bir sözüm yok.


Görsel: PrNewsWire, Instagram