12-18 Mart arasında ABD’nin Austin kentinde gerçekleşen SXSW 2026’nin ilk oturumunda Stanford Üniversitesi’nden profesör Maisha T. Winn ile Institute for the Future‘dan direktör Lyn Jeffery küresel konjonktürde kaos hakimken futurist perspektifle geleceğin eğitim pratikleri ve vizyonlarını paylaştılar. Dünya’nın genel seyrine bakınca her şeyin kötüye gittiğine ve küresel tansiyonun tırmandığını hissediyoruz. Adeta her olayın ardından “Şu olaylar bir bitsin, düzeleceğiz inşallah.” telkinleri takip ediyor. Buna karışılık olarak gelecek nesilleri yetiştiren eğitim kurumları yeni sosyal düzenleri hayal etmenin en doğru yerlerinden birisi.

Lyn Jeffery konuşmasının tabanını ABD’li yazar ve futurist Alvin Toffler’ın Future Shock (Gelecek Şoku, 1970) ve Third Wave (Üçüncü Dalga, 1980) kitapları yayınlandıkları dönemlerden günümüze bakarken söylediği “Büyük teknolojik ve sosyal değişimlere karşılık ‘sosyal hayal gücü için sığınaklara’ ihtiyacımız var.” alıntısı üzerine kuruyor. Karmaşanın ve kaosun baskın olduğu zamanlarda iki beceriye ihtiyaç olduğunu belirtiyor: doğaçlama ve hayal gücü. Dünyada olup bitenlere karşı hızlı bir şekilde pozisyon almak ve onlara yönelik gelecek tahayyülünde bulunmak.
Lyn Jeffery geleceği düşünürken üç temel prensip üzerinden hareket ediyor.
- Geçmişi incelemek. Geçmişteki olaylardan günümüze veya dönemine etki eden döngüleri tespit etmek. Tekrar eden belirli alışkanlıklar veya davranışlar varsa bunlara parmak basmak.
- Günümüzü sorgulamak. Günümüz sosyal ve akademik alanlarında kendine hala yer bulan fakat geçmişte kalmış, sayısız kez yanlışlanmış fikirleri yani zombi fikirleri geçmişte bırakmak ve sakince vedalaşmak. Lyn Jeffery’den zombi fikirlere örnekler ise “Suç oranlarının artmasının sebebi yeterince polis olmamasıdır.” ve “Ekonomik mobilite ve güvence için diploma şarttır.”
- Geleceği hayal etmek. Toplum içerisindeki kıyılarda kalmış, pek görünür olmayan değişim sinyallerini keşfet, parlat ve odaklan.


Öte yandan ise eğitim ve özellikle yüksek eğitime yönelik algıya baktığımız zaman Dr. Martin Trow’ın modeli ve araştırması ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa ülkelerine odaklanarak şu çıktılara ulaşıyor:
Geçmişte özellikle yüksek eğitim kurumlarına erişim ve ulaşım daha kısıtlı bir kitleye mahsus olduğu için daha ayrıcalıklı ve prestijli algılanmaktaydı. Bu kitlelere yayıldıkça ve erişilebilir oldukça öncelikle bir hak, ardından ise bir gerekliliğe dönüştü. Fakat yüksek eğitimli olmanın bir zorunluluk olarak görüldüğü toplum yapısında yüksek eğitime yönelik algılanan biçilen değer düşüyor. Akademik eğitimde elde edilen deneyimin entellektüel değeri değişmese dahi bu algı değişimiyle üniversite diploması artık bir statü sembolü olarak görülmemeye başlıyor. Aksine üniversite diplomasının noksanlığı bir statü yoksunluğu olarak görülüyor.

Yüksek eğitimin entellektüel ve sosyoekonomik değeri bu denli değişirken bunu etkileyen faktörler arasında ise üniversite mezunu sayısıyla doğru orantılı artmayan maaşlar, her yeni jenerasyonla giderek zorlaşan servet birikimi gibi değişkenler yer alıyor. ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre en çok istihdam sağlayan uzmanlıklar listesi de bu ikiliğe ışık tutuyor. Ev bakım ve kişisel tıbbi bakım 4 milyondan fazla işçiyle listenin birinci sırasında yer alırken fast food ve diğer alanlarda tezgah, banko arkasında çalışan işçiler ikinci sırada bulunuyor. İlk altı iş kalemi içerisinde sadece ikisi yüksek eğitime ihtiyaç duyarken diğer iş kalemleri lise diploması veya hiçbir akademik koşul gerektirmeyen yetkinlikler.

Tüm bunları geleceğe yönelik sinyaller olarak yorumladığında ise Lyn Jeffery, dönüşüm sinyalleri açısından farklı okul ve eğitim modellerini örneklendiriyor. Farklı sınıf ve uzmanlık yöntemleri, örneğin sertifika sunan çok disiplinli yapay zeka okulları, Rolex’in Harvard kadar seçici davrandığı Rolex saat tamiri erbapları yetiştirdiği koleji. Böylece Lyn Jeffery ve Institute for the Future bu tip sinyalleri yakalayıp tanımlayıp gruplandığında ise dört ana grup ortaya çıkmış:
- Yapay zeka kullanmayan insanın öğrendiği insanın çalıştığı üniversiteler ve modeller
- Yapay zekayı güçlendirilmiş, araç ile birlikte çalışan, çıktılara yönelik kritik düşünme yetisini teşvik eden, müfredatı yapay zeka ile artırılmış üniversiteler
- Yapay zekaya paralel çalışan, bu araçların yapamadığı alanlara odaklanarak çalışan üniversiteler
- Yapay zeka tarafından yönetilen modeller

Maisha T. Winn ise geçmişten gelen sinyallerin anlamlı gücüne odaklanarak sunumunu gerçekleştirdi. Bulunduğu alan içerisinde genellikle yalnız eğitimci olan Winn, eğitim perspektifinden dünyalar kurgulama stratejileri üzerinde çalışması genellikle bilim kurgu veya distopya gibi tepkilerle karşılaşmış. Ancak yeni bir şeyin başlaması için bir spesifik sona ihtiyacının olmaması. Bu nedenle de eğitim alanında geleceğe yönelik hayal gücü kurabilme ve fırsatlar yaratma çabasını baskın olmayan topluluklara odaklanmayı seçmiş.
Afrofuturizmin önemli isimlerinden olan Ytasha Womack’in “A Brief History of Future” şovundan “Birçok Afrofuturist kıyametvari birçok olayın gerçekleştiğini kabul ediyor… İnsanlar kendilerini özgürleştirmeyi veya kendi insanlıklarını sahiplenmeyi düşünmek zorunda kaldı…” sözlerini bir alıntılayan Winn, tarihsel olarak da köleleştirilmiş ve eğitim hakkından mahrum bırakılmış siyah jenerasyonların günümüze uzanan tarihinden sinyalleri yakalıyor.

Siyah çocuklar jenerasyonlar boyunca ABD’deki akranlarına oranla eğitim imkanlarına daha zor ulaştı. Bu da ebeveynlerin ve siyah eğitimcilerin nesiller boyunca eğitimi çocuklarla buluşturmak adına farklı çözümler ve yöntemler geliştirmelerine yol açmış. Tarihi sinyaller, geçmişte gerçekleşen fakat gelecekteki çalışma alanlarına uygulanabilen inovasyonlardır. Ve aynı zamanda inovasyonu yeniden konumlandırarak tarihsel kökleri ve temelleri ile gelecek arasındaki köprünün temelidir.
Tarihi ve arşivi gelecek tahayyülünün merkezine koyarken yapay zekanın (AI, Artifical Intelligence) kısaltmasını farklı açılımlarla ele alıyor.
- AI, yani Ancestral Intelligence (Atalardan Miras Zeka) çünkü atalarımızdan ve geçmişizden gelen öğretiler ve içgörüler kendi bilgeliğini de taşımaktadır.
- AI, yani Ancient Intelligence (Kadim Zeka) hayatın ölümün ve yeniden doğumun döngüsünü, doğa ve toprak gibi kavramlarla kurduğumuz ilişkiye dair atasözlerini, deyimlerini veya en basit haliyle öğretileri yapay zekaya yazdırıp bir dizi içi görece boş ve bağlamsal olarak kopuk söz dizisi yerine kendi öğretilerimize dönmenin getirdiği bilgelik.
- AI yani Archival Intelligence (Arşivsel Zeka) ise dokümantasyon başta olmak üzere kişisel ve kültürel arşivimizin ortaya çıkardığı fikri mülkler, eserler ve düşünceler geleceğe ışık tutabilecek deneyimleri ve öğretileri barındırıyor.
Bu bağlamda geleceğe ulaşmak veya geleceğe gitmek bireysel olarak gerçekleşebilecek bir eylem değil. Toplumsal olarak birlikte ilerlenebilecek ve inşa edilebilecek bir paradigma. Maisha T. Winn tarihsel sinyaller açısından verdiği anlamlı örneklerden birisi ise Huey P. Newton’ın bir yandan FBI’ın baskılarıyla mücadele ederken bir taraftan Oakland’da kurduğu Oakland Halk Okulu (Oakland Community School) düşük gelirli ailelerin çocuklarına eğitim imkanı sunmasıydı.
Son olarak Haki R. Madhubuti‘den alıntılarak eğitimin her döneminde üzerine kurulduğu üç temel prensip olduğunu belirtti Winn:
- Kimlik; kişi olarak kimsin ve tarihsel olarak seni buraya getirenler neler?
- Amaç; şu anda ne yapıyorsun ve ne için yapıyorsun?
- İstikamet; gelecekte nerede olmak ve nereye gitmek istiyorsun?

Görsel: SXSW
![Kaosun Ortasında Geleceğin Eğitim Kurumlarını Şekillendirmek [SXSW 2026]](https://bigumigu.com/wp-content/uploads/2026/03/bigumigu_sxsw_Strategy_in_the_Times_of_Chaos_Imagining_Futures_of_Education_14.jpg)






