Evler, mimarların çizimleri ve mühendislik planları doğrultusunda inşa edilir. Ancak Fransa’da yaşayan Güney Koreli sanatçı Jisoo Yoo, yeni yerleştirmesi Dream House için bambaşka bir başlangıç noktası seçti. Sanatçı, “Taşıdığımız hayaller ve arzular, içinde yaşadığımız dünyanın manzarasını nasıl şekillendiriyor?” sorusundan yola çıktı ve tanımadığı insanların dilekleriyle inşa edilen, hava süzülen bir ev tasarladı. Eser, Fransa’daki Les Tanneries Çağdaş Sanat Merkezinde düzenlenen (F)ESTIVALES kapsamında ziyaretçilerle buluştu.
Yerleştirmenin temelini katılımcıların bağışladığı kişisel kıyafetler oluşturuyor. Ziyaretçiler, daha önce giydikleri bir giysiyi projeye teslim ediyor; ardından bu kıyafetlerin üzerine el yazısıyla dileklerini, düşüncelerini ve çizimlerini ekliyor. Böylece her bir parça, hem kişisel bir anı arşivine hem de yapının fiziksel bir taşıyıcısına dönüşüyor. Sonuçta ortaya çıkan ev, beton ya da çelik yerine, birbirini hiç tanımayan insanların umutları ve hayalleri sayesinde ayakta duran sembolik bir yapı haline geliyor.
Dilekler ve anılar mimariye dönüşüyor
Yoo’nun çalışması, ev kavramını yalnızca metrekare, mülk değeri veya iç mekan tasarımı üzerinden değerlendirmek yerine, onu insanların arzularıyla ve ortak hayal gücüyle ilişkilendiriyor. Sanatçı, bir evi asıl oluşturan şeyin yapı malzemeleri değil, insanların geleceğe dair beklentileri ve birbirleri için kurdukları hayaller olabileceğini öne sürüyor.

Sanatçının üretimlerinde ev ve yaşam alanı teması uzun süredir önemli bir yer tutuyor. Seul’de doğup Fransa’da eğitim alan Yoo, iki farklı kültürel bakış açısı arasında şekillenen çalışmalarında tanıdık görünen ancak sürekli değişen mekanlar yaratıyor. Dalgalanan odalar, havada süzülen evler ve ortaya çıkıp kaybolan yapılar, sanatçının üretimlerinde tekrar eden görsel bir dil oluşturuyor. Dream House ise bu yaklaşımın şimdiye kadarki en kapsamlı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Yerleştirmede kullanılan kıyafetler, üzerlerindeki gerçek el yazıları ve çizimler sayesinde insanların yaşamlarından somut izler taşıyor. Buna karşın bu parçaların oluşturduğu ev kalıcı değil; kısa süreliğine yükseliyor, var oluyor ve ardından dağılıyor. Yoo, yüzen yapının hem arzunun yaratıcı gücünü hem de yaşamın geçiciliğini temsil ettiğini ifade ediyor. Ev, insanların hayalleri sayesinde kısa bir süreliğine görünür oluyor ve ardından yeniden yok oluyor.
Sanatçıya göre insanların “ev” fikri de benzer şekilde arzular, çocukluk anıları ve geleceğe dair beklentiler üzerine kuruluyor. İnsanlar yaşamları boyunca birçok kez taşınıyor, mahalle değişiyor, çocukluk evleri dönüşüyor ya da tamamen ortadan kalkıyor. Dream House, bu kırılganlığı trajik bir anlatıya dönüştürmeden görünür kılıyor. Mimari bir yapıdan çok, ortak umutların kısa süreliğine bir araya gelmesiyle oluşan kolektif bir hayal olarak şekillenen eser, izleyiciyi ev kavramını yeniden düşünmeye davet ediyor.

Bu gönderiyi Instagram’da gör
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Görsel: Jisoo Yoo





