Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı
Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Tunç Topçuoğlu

Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Tunç Topçuoğlu

Tunç Topçuoğlu, yapay zekâyı bir araçtan öte, fikirleri hızlıca test etmeyi ve daha önce imkansız olan üretimleri mümkün kılan bir kırılma noktası olarak konumlandırıyor.

“Yapay Zekâ ve Yaratıcılar” serimizin ikinci konuğu, hibrit film yönetmeni ve çok disiplinli sanatçı Tunç Topçuoğlu, namıdiğer tunctop. Tunç, filmden sosyal tasarıma, yeni medyadan yapay zekâ destekli görsel üretime uzanan çok yönlü bir pratiğe sahip. Çalışmalarında, gözlemsel belgesel ile kavramsal anlatıyı harmanlarken kültürel kimliği, göçü, insan direncini, kent ritüellerini ve günlük hayatın göz ardı edilmiş hikayelerini keşfe çıkıyor. Yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak görmeyen Topçuoğlu, onu fikirleri test etmenin, dünyalar kurmanın ve üretimi demokratikleştirmenin bir yolu olarak kullanıyor.

Topçuoğlu, yapay zekâyı “iyi bir yönetmen ile profesyonel bir oyuncu” arasındaki ilişkiye benzetiyor: sahneyi kuruyor, konsepti anlatıyor ve ortaya çıkan sonuç üzerinden küçük dokunuşlarla mükemmele yaklaşıyor. Reklam ve film tasarımındaki geleneksel üretim sınırlarının yerini hayal gücü ve karar verme hızı alırken, günlük üretiminde ChatGPT gibi araçlar Tunç’un en yakın düşünme partneri haline gelmiş.

Sizi Tunç’un yanıtlarıyla baş başa bırakıyorum.

“Eskiden üretimin sınırları bütçe ve ekipti. Şimdi sınır hayal gücü ve karar verme hızına dönüştü.”

Yapay zekâ’yla aran nasıl?

Tunç Topçuoğlu: Yapay zekâ benim için bir araç değil; yaratıcı alanlarımı yeniden tanımlayan bir kırılma noktası. Reklam ve film tasarımından yola çıkarsam, eskiden üretimin sınırları bütçe ve ekipti. Şimdi sınır hayal gücü ve karar verme hızına dönüştü. Teknik olarak yeni bir dünya değil; yaratıcı kararların hızlandığı yeni bir gerçeklik.

Yapay zekâ kullanmaya başladığımda fark ettiğim şey şu oldu: Mesele daha hızlı üretmek değil; daha önce imkânsız olan fikirleri test edebilmek. Çok hızlı denemek, çok daha hızlı yanılmak demek.

Yapay zekâ ile ilişkim biraz iyi bir yönetmen ile profesyonel bir oyuncunun ilişkisi gibi. Ona ne yapacağını söylemiyorum; sahne kuruyorum. Konsepti anlatıyorum ve izliyorum. Çıkan sonuca göre küçük dokunuşlarla kendimce mükemmele hızlı yaklaşıyorum.

Her gün kullandığın yapay zekâ araçları var mı? Hangileri?

Tunç Topçuoğlu: Var ama tek bir “favori araç” fikrine inanmıyorum. Yaratıcı yapay zekâ artık tek bir uygulama değil, bir ekosistem.

Net cevap verecek olursam: her gün kullandığım tek program sanırım OpenAI ürünü olan ChatGPT. Yaklaşık 2,5 senedir onunla bir düşünme partneri gibi çalışıyorum.

Kaç ayrı yapay zekâ uygulaması veya hizmeti için abonelik ücreti ödüyorsun ya da şirketin senin adına ödüyor?

Tunç Topçuoğlu: Tam sayısını bilmiyorum 🙂 Bazen kredi kartı ekstremde görüp “buraya hâlâ abone miyim?” dediğim oluyor. Farklı üretim aşamaları için aktif olarak 5–10 civarında yapay zekâ aboneliğim vardır. İçinde bulunduğum projeye göre değişiyor.

Üretim süreçlerinde yapay zekâ nasıl yer alıyor?

Tunç Topçuoğlu: Yapay zekâ’yı üç ana noktada kullanıyorum:

  • Fikir hızlandırma
  • Dünya kurma
  • Üretimi demokratikleştirme

Eskiden storyboard haftalar sürebilirdi; şimdi fikir doğduğu anda görselleşebiliyor. Bu da yaratıcı cesareti ciddi şekilde artırıyor.

Deneyip verim alamadığın ya da arayüzüne bir türlü alışamadığın araçlar oldu mu?

Tunç Topçuoğlu: Çok. Eğer bir araç yaratıcı akışı bozuyorsa, ne kadar güçlü olursa olsun işe yaramıyor. Bazen çok hype edilen ama anlatıldığı gibi çalışmayan araçlar oluyor; onların gerçek kapasitesini hızlıca test etmeye çalışıyorum. Yeni çıkan bir araç varsa, genelde aktif bir projemin içine alıp deniyorum. Uzun soluklu projelerde müşterilere veya proje ortaklarına “workflow’a ekleyelim” dediğim araçlar da sıkça oluyor.

Yapay zekâ ile yaptığın ilk denemelerden çıkan bir işi bizimle paylaşır mısın?

Tunç Topçuoğlu: İlk ciddi deneyimlerimden biri Bigumigu’da da yayınlanan, Bedük’ün “Ses” parçası için yaptığımız müzik videosuydu. Türkiye’de erken dönem yapay zekâ film denemelerinden biri olarak görüyorum. O süreçte şunu fark ettim: yapay zekâ sadece yeni bir teknik değil, yeni bir estetik alanı. Fikir güçlü olduğu için teknikten bağımsız, zamansız çalışan bir proje ortaya çıktı.

Son dönemde yapay zekâ kullanarak üretip gurur duyduğun bir işin var mı?

Tunç Topçuoğlu Fransız yapım şirketi Bamboo Docs tarafından FranceTV için hazırlanan Asur Medeniyeti uzun metraj belgeselindeki AI sahneleri en gurur duyduğum işlerden biri. Yönetmen, yazar ve tarihçilerle birlikte tarihsel gerçekliği generative görsellikle buluşturmak, geçmişi yeniden hayal etmek gerçekten sihirli bir deneyimdi. Film 2026 yılında France TV’de yayınlanacak.

Bu filmin ortaya çıkış sebebi, yeni bir arkeolojik kazıda Asur medeniyetine dair elde edilen yeni bulgular oldu. Gün yüzüne çıkan yepyeni rölyefler ve beraberinde gelen hikâyeler, anlatının temelini oluşturdu. Biz de bu rölyeflerden yola çıkarak dönemin sahnelerini ve anlatılarını yeniden yorumladık; taşın üzerinde donmuş anları hareket, atmosfer ve sinematik bir dil ile yeniden canlandırmaya çalıştık.

“Bir gün yapay zekâ ile ruh çağırıyoruz, başka bir gün en iyi prompt yarışması yapıyoruz.”

Ayrıca yapay zekâyı bireysel bir üretim aracı olmaktan çıkarıp topluluk deneyimine dönüştürdüğüm Sepettoland projem var. Yazılımcı ortağım ile birlikte, topluluğu yapay zekâ etrafında bir araya getiren fikirler geliştiriyoruz ve bunları YouTube canlı yayınlarında uyguluyoruz. Bir gün yapay zekâ ile ruh çağırıyoruz, başka bir gün en iyi prompt yarışması yapıyoruz. Sosyal üretim benim için hâlâ çok önemli.

Hayalinde yapay zekâ ile gerçekleştirmek istediğin bir proje var mı?

Tunç Topçuoğlu: Var. Turhan Selçuk’un yarattığı Abdülcanbaz külliyatını bir diziye ya da uzun metraj animasyon filme dönüştürmek istiyorum. Bu proje için görüşmeler ve hazırlıklar devam ediyor; hatta bir demo bile hazırladım. Potansiyelini o teaser oldukça net gösteriyor.

“Artık kendimi sadece reklam, film veya belgesel çeken biri olarak değil; üretim sistemleri tasarlayan, dünyalar yaratan ve deneyimler kuran biri olarak görüyorum.”

Yapay zekânın gelişimi kariyer hedeflerinde bir değişiklik yarattı mı?

Tunç Topçuoğlu: Evet. Artık kendimi sadece reklam, film veya belgesel çeken biri olarak değil; üretim sistemleri tasarlayan, dünyalar yaratan ve deneyimler kuran biri olarak görüyorum. Gelecekte “ben yönetmenim” diyenler sadece film çekmeyecek; evren kuracak.

“Konsept ve fikir her zaman araçlardan önce gelir.”

1 yıl sonra sence üretken yapay zekâ nerede olacak?

Tunç Topçuoğlu: Bence üç büyük değişim olacak:

  • Kullandığımız araçlar birleşecek
  • Tek kişiyle büyük prodüksiyon dönemi başlayacak
  • Yaratıcılar teknik bilgiden çok vizyonla ayrışacak

Yaratıcı sektörlerde çalışmayı hayal eden ya da bu alana yeni giren bir gence, yapay zekâ konusunda nereden başlamasını önerirsin?

Tunç Topçuoğlu: Yapay zekâ çağında en büyük hata prompt öğrenmeye çalışmak.

Bunun yerine sanatsal ve felsefi taraflarını geliştirsinler, sosyalleşsinler ve gerçek bir dert bulsunlar. Araç öğrenmek yerine anlatacak bir hikâye seçip yapay zekâ ile anlatmaya çalışsınlar. Konsept ve fikir her zaman araçlardan önce gelir.

 “Yapay zekâ” ile ilgili tek cümlelik bir tespit ya da motto üretir misin?

Tunç Topçuoğlu: “Until AI becomes human-negative, stay AI-positive.”

Türkiye’den ve dünyadan, yapay zekâ ile üretilmiş ve çok beğendiğin birer iş paylaşır mısın?  

Tunç Topçuoğlu: Türkiye’de teknik olarak çok güçlü işler görüyorum. Ancak gerçek anlamda hikâye anlatımı tarafında hâlâ keşfedilecek büyük bir alan olduğunu düşünüyorum.

Dünya’da ise Refik Anadol’un veri ile duygusal mekân kurma yaklaşımı hâlâ çok etkileyici.


Tunç Topçuoğlu‘nun çalışmalarını Instagram’ı üzerinden takip edebilirsiniz.

Görsel: Tunç Topçuoğlu