Yaratıcı bünyeler için günlük besin kaynağı
Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Buse Aksaç

Yapay Zekâ ve Yaratıcılar: Buse Aksaç

Buse Aksaç, yapay zekâyı yaratıcı üretimde deneysel anlatım biçimleri geliştirmek ve insan dokunuşunu koruyarak özgün projeler yaratmak için kullanıyor.

“Yapay Zekâ ve Yaratıcılar” serimizin 12. konuğu, Buse Aksaç. Buse, Havas İstanbul’da Head of Art & Creative AI olarak kariyerini sürdürüyor. Aynı zamanda Galatasaray Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine “Stratejik İletişimde Yapay Zekânın Kullanımı” üzerine konuk eğitmenlik yapıyor.

Yapay zekâyı hem kreatif üretim süreçlerinde yeni anlatım biçimleri geliştirmek hem de sistemleri daha akıllı ve verimli hale getirmek için kullanan Buse, farklı araçları birbirleriyle senkronize ederek özgün ve deneysel işler üretiyor. Dijital görsel ve video tabanlı projelerde insan dokunuşunu korumayı önemseyen Aksaç, kendi stilini tanımladığı kapalı yapay zekâ modelleriyle markalara ve sanat projelerine yenilikçi çözümler sunuyor. Kariyerinde yapay zekânın rolü, sadece üretim süreçlerini dönüştürmekle kalmayıp, farklı yaratıcı alanlarla etkileşimini genişletmiş ve genç yaratıcılarla deneyim paylaşımı yapmasına olanak sağlamış.

Yapay zekâyla aran nasıl?

Buse Aksaç: Benim için bir düşünme, üretme ve ifade alanına dönüştü. Meraklı ve keşfetmeyi seven yapım nedeniyle bu alanla doğal bir bağ kurdum. Yapay zekâyı hem otomasyon tarafında sistemleri daha akıllı ve verimli hale getirmek, hem de kreatif tarafta yeni anlatım biçimleri ve üretim yöntemleri geliştirmek için kullanıyorum. Bir yandan günlük pratiğimin parçası olan araçlarla çalışırken, diğer yandan daha deneysel ve sanatsal potansiyelleri sürekli araştırıyorum.

Her gün kullandığın yapay zekâ araçları var mı? Hangileri?

Buse Aksaç: Tek bir araca bağlanmayı doğru bulmuyorum. Çünkü her aracın güçlü ve zayıf olduğu başka bir yön var ve asıl ilginç sonuçlar bu araçları birbirleriyle konuşturduğunuzda ortaya çıkıyor.

Bir görsel tasarımcıyım ama yalnızca görsel araçlara odaklanmam. Ses araçlarını da öğreniyorum mesela. Çünkü birlikte çalıştığım ekiplerin üretim alanlarını anlamak önemli. Tüm süreci görmek gerekiyor. Son dönemde Higgsfield, Runway, ChatGPT, Adobe ve Google araçlarıyla daha yakın temas halindeyim.

“Sigaram yok, alkolüm yok… Yapay zekâ aboneliklerim var.”

Kaç ayrı yapay zekâ uygulaması veya hizmeti için abonelik ücreti ödüyorsun ya da şirketin senin adına ödüyor?

Buse Aksaç: Bunu arkadaş çevremde hep mizahi bir şekilde anlatıyorum:
“Sigaram yok, alkolüm yok… Yapay zekâ aboneliklerim var.”
Gerisini siz tahmin edin…

Üretim süreçlerinde aktif olarak hangi yapay zekâ araçlarını kullanıyorsun?

Buse Aksaç: Bu tamamen ne üretmek istediğime bağlı. Benim odağım daha çok görsel ve video tabanlı sinematik üretimler. Ama şunu özellikle söyleyebilirim: fikir her zaman önce zihnimde oluşur. Fikri yapay zekaya buldurmam ya da analiz ettirmem.

Eskiden görsel üretim için en çok Midjourney’de vakit geçirirdim. Şu sıralar Higgsfield içindeki görsel modelleri daha fazla test ediyorum. İnsan unsurunu üretimlerimde özellikle barındırmayı seviyorum.Sonrasında manuel düzenlemeleri Adobe tarafında tamamlıyor, dijital çizim ve kendi edit tekniklerimi kullanıyorum. Kişisel çalışmalarıma imzalarımı bırakmayı seviyorum örneğin; metal ve latex dokular, dokunaçlar, albino karakterler, soğuk hava detayları ve kontrast yapılar.

Eğer görüntüyü hareketlendireceksem referans görseller üzerinden prompt inşası yapmak için ChatGPT ve Gemini’den destek alıp Runway, Higgsfield ve Google Labs tarafına geçiyorum. Ama bu kombinasyonlar sabit değil. Sürekli değişiyor. Örneğin bir ay önce Higgsfield’ı hiç kullanmıyordum.

Deneyip verim alamadığın ya da arayüzüne bir türlü alışamadığın araçlar oldu mu?

Buse Aksaç:
Luma AI ve DALL-E diyebilirim. Beni pek yakalamadılar. Midjourney ise ana lokomotifken şu an bence arayüz pratiklerinde eksik kaldı. Sonuçları ise çok jenerik bulmaya başladım.

“Çıktıya razı olmayın.”

Yapay zekâyla yaptığın ilk denemelerden çıkan bir işi bizimle paylaşır mısın?

Buse Aksaç: Denemeler yapıyorum ama benim odağım daha çok kontrol üzerine. Kendime ait üretim ve sistem zincirleri içinde çalışıyorum.

Yapay zekâ ile ilgili hep söylediğim bir şey var:
“Çıktıya razı olmayın.”

2019’dan beri yapay zekâ ile ilgileniyorum ve üretimlerimi ağırlıklı olarak Instagram’da paylaşıyorum. “lumine.realms” isimli sayfamda.

Bu ismi seçmemin nedeni de şu: “Aydınlanan diyarlar.” Öğrendiğim her yeni teknikle yeni bir keşif alanı açıldığı için bu metafor bana doğru gelmişti.

Son dönemde yapay zekâ kullanarak üretip gurur duyduğun bir işin var mı?

Buse Aksaç: Benim için bu his genelde bir zorluğun üstesinden gelmekle ilgili. Dijital üretimde en zor şeylerden biri betimleme sanatında ve hikayede istikrarlı kalabilmek. “Neden olmuyor?” sorusunun peşine gerçekten düşebilmek.

2024 yılında tüm ürettiğim çizimleri kapalı bir yapay zekâ modeline entegre ederek kendi stilimi tanımladığım bir sistem kurmuştum. Bu model verilen komutları benim çizgi ve görsel dünyamın estetiğinde üretmeye başlamıştı. O an gerçekten başardığımı hissetmiştim.

Bu çalışma mantığını İstanbul Modern’de gerçekleştirdiğimiz bir yapay zekâ etkinliğinde markalarla ve sektör temsilcileriyle paylaşma fırsatım oldu. Birçok kişinin zihninde yeni fikirlerin kıvılcımlandığını görmek çok kıymetliydi.

Bu yıl ise reklam sektöründen farklı disiplinlerden gelen 15 katılımcıyla birlikte yapay zekâ katmanlı bir sergi organize ettim. “Hidden Layers” isimli bu sergi, sektördeki saklı yaratıcı potansiyellere odaklanıyordu.

Bunun dışında Türkiye’de yapay zekâ ile üretilmiş markalı projelerle birçok ödül kazandım. Bildiğim kadarıyla global bir şirkette Creative AI ünvanını alan ilk kişilerden biriyim.
2022 yılında yapay zekâ ile görsel üretip markalara fikirle gittiğimde bu yaklaşım çok yeni olduğundan çekinceler barındırıyordu. Çalıştığım şirkette bunun bir tür deney laboratuvarını kurabildik ve güzel bir ivme yakalayarak Türkiye’deki ilk örneklerden bazılarını gerçekleştirdik. Avrupa ve MENA bölgesindeki diğer ofislerle de kat ettiğimiz yolu paylaştık.

Örnek işler olarak;

Starbucks için içecekleri fantastik karakterlerle eşleştirdiğimiz “persona kartları” tasarlayarak, yapay zekâ görsel tabanlı sosyal medya içeriklerini ilk kez kullandığımız ve büyük ilgi gören bir çalışma gerçekleştirmiştik.

Popeyes için fikirden üretime kadar tüm sürecinde farklı yapay zekâ tekniklerini uçtan uca kullandığımız bir reklam filmi gerçekleştirmiştik; prodüksiyon ön hazırlığından dekor tasarımına ve masaüstü üretim çözümlerine kadar birçok aşamada öncü bir çalışma niteliği taşıyordu ve bir çok ödül kazandık.

Penti için “Senin Yazın -Bir Yapay Zeka Defilesi” projesinde, gerçek tüketicilerin sosyal medya profillerinden stil analizleri yaparak onları yapay zekâ ile dijital modellere dönüştürdüğüm bir sanal defile kurgulamıştım. Tarzlarına uygun Penti ürünlerini dijital olarak modelleyip yapay zekâ video araçlarıyla içeriklere dönüştürdük ve hem sosyal medyada hem mağaza ekranlarında deneyime açtık. Proje milyonlarca etkileşim elde etti ve yaratıcı yapay zekâ kategorilerinde ödüller kazandı.

Yapay zekânın gelişimi kariyer hedeflerinde bir değişiklik yarattı mı?

Buse Aksaç: Benim için yeni bir element oldu diyebilirim. Temelde hikaye anlatan bir görsel sanatçıyım ve 15 yaşından beri de reklam tasarımcılığı yapıyorum. Yapay zekânın hem sanat hem teknik tarafında gezebilmek doğal olarak kariyerimde bazı dönüşümler yarattı.

Ama kendimi hiçbir zaman “AI Artist” olarak tanımlamam. Bu bana biraz sınırlayıcı geliyor. Mizahi bir şekilde kendime “AI Whistler” demeyi seviyorum.

Yapay zekâ sayesinde üretim pratiklerim değişti ama aynı zamanda çevrem de genişledi. Müzik, klip, dizi, sinema ve mobil uygulama gibi farklı alanlarda projeler geliştirdim.
Bir yılı aşkın süredir de Galatasaray Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine ‘’Stratejik İletişimde Yapay Zekânın Kullanımı’’ üzerine konuk eğitmenlik yapıyorum. Kariyerimdeki en görünür dönüşümlerden biri de bu oldu.

1 yıl sonra sence üretken yapay zekâ araçları hangi seviyede olacak?

Buse Aksaç: Daha gelişmiş, daha pratik ve birbirleriyle çok daha senkron çalışan sistemler göreceğiz.
Bugün bir haftada bile ciddi sıçramalar yaşanıyor. Ortada büyük bir pazar, büyük bir rekabet ve aynı zamanda ciddi bir etik tartışma var. Şirketler insanların yaşadığı pratik sorunları çözmeye odaklanarak yeni araçlar geliştirmeye devam edecek. Zamanla bu teknoloji gerçekten arka planda çalışan bir katmana dönüşecek. Aslında o dönüşüm çoktan başladı.

“Önce yaşayın.”

Yaratıcı sektörlerde çalışmayı hayal eden ya da bu alana yeni giren bir gence, yapay zekâ konusunda nereden başlamasını önerirsin?

Buse Aksaç: Gençlerle konuşurken hep şunu söylüyorum:
‘’Önce yaşayın.’’

Gözlem becerisi, seyahat, hobiler, kültür, sinema… Bunlarla temas eden insanların hikaye kurma becerisi çok daha güçlü oluyor. Ve neyi anlatmak istediklerini daha iyi biliyorlar. Prompt yazmayı teknik olarak öğrenebilirsiniz. Ama yapay bir sistemle ürettiğiniz şeyin gerçekten bir şey hissettirmesini istiyorsanız hayatın içinde olmanız gerekir. Benim sektörde fark yaratabildiğim yer de biraz burasıydı.

Örneğin balinalarla ilgili bir proje yapmadan önce İzlanda’ya gidip gerçekten balina gözlemlemiştim.

“Yapay zekâ” ve “yaratıcılık” kelimeleriyle tek cümlelik bir motto ve tespit üretir misin?

Buse Aksaç:

Motto: “Yaratıcı sensin, yapay zekâ ise senin.”

Tek cümlelik tespit: ‘’Kontrol et.’’

Türkiye’den ve dünyadan, yapay zekâ ile üretilmiş ve çok beğendiğin birer iş paylaşır mısın?

Buse Aksaç: Globalde: Nike, Never Done Evolving: The Greatness of Serena Williams. Türkiye’de: Türkiye İş Bankası, Doğaya Kulak Ver


Buse Aksaç‘ın yeni çalışmalarını Instagram’ı üzerinden takip edebilirsiniz. Yapay zekâ odaklı işlerini paylaştığı şu Instagram hesabını da takip edebilirsiniz.

Görsel: Buse Aksaç