“Yapay Zekâ ve Yaratıcılar” serimizin ilk konuğu mimar, tasarımcı ve çizer Atıl Aggündüz. Daha önce Atıl’ın Piknik Works’le yaptığı çalışmalara yer vermiş; “Yeni Yaratıcılar” ve “Evdeki Yaratıcılar” serilemizde kendisini konuk etmiştik. Bu defa ise yapay zekâya ve yaratıcılığa dair sorularımızı yanıtladı.
Atıl Aggündüz, yanıtlarında yapay zekâya duyduğu mesafeli merakın zamanla nasıl kontrollü bir iş birliğine dönüştüğünü; teknolojinin baş döndürücü hızının yarattığı yetişme kaygısını ve buna rağmen yaratıcı iradenin hâlâ insana ait olduğuna dair güçlü inancını anlattı. Aggündüz, yapay zekâyı bir final üreticiden çok, tasarım sürecinde stratejik bir basamak olarak konumlandırdığını ve yaratıcı sezginin henüz kodlanamadığını vurguladı.

Yapay zekâyla aran nasıl?
Atıl Aggündüz: Açıkçası başta mesafeliydim. Sanırım bilinmeyene ve hakim olamadığım bir şeye dair bir endişeydi bu mesafenin sebebi. Şimdilerde ise yapay zekâyı tasarımda bir araç, bir yöntem olarak kullanmaktan oldukça mutluyum. Ancak tabii ki hala ufak bir endişe taşıyorum. Oldukça hızlı gelişen yapay zekâ teknolojilerini yakalamak; bir araca veya yönteme alışana kadar yenisinin çıkmış olması, hatta daha birkaç hafta önce öğrendiğim tekniklerin artık daha ‘analog’ yöntemlere dönüşmesi biraz ürkütücü olabiliyor.
Her gün kullandığın yapay zekâ araçları var mı? Hangileri?
Atıl Aggündüz: Tabii, çoğumuz gibi ChatGPT’yi her gün kullanıyorum. Ancak gelişine, rastgele değil; farklı klasörler oluşturarak, bazı verileri kaydetmesini sağlayarak ve hatırlatıcılar/bildirimler kurarak daha çok bir ‘asistan’ gibi kullanıyorum diyebilirim. Çok basit bir örnek: Alerjik bir bünyem olduğu için her sabah aynı saatte, yaşadığım şehir olan Viyana’daki alerjen miktarını araştırıp bana bildirmesi konusunda gerekli bildirimleri kurdum. Alerjenlerin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkmamam gerektiğini söylediği günlerde neredeyse hayatımı kurtardığı oldu birkaç kez 🙂 Bazen de tüm iş programımı ve to-do list’imi yükleyip, işleri önceliklendirmesini istiyorum. Buna göre takvimsel bir planlama yapıp kritik zamanlarda bildirim göndermesini sağlıyorum. Bunun dışında tasarım alanında; 3D model üretirken, konsept görseller, videolar ya da moodboard’lar hazırlarken de yapay zekâ teknolojilerinden faydalanıyorum.
Deneyip verim alamadığın ya da arayüzüne bir türlü alışamadığın araçlar oldu mu?
Atıl Aggündüz: Sanırım her yapay zekâ aracının yetilerini ve sınırlarını anlamak için biraz ‘boş’ zaman geçirmek gerekiyor kendisiyle. Her birinin dili, yani prompt yapısı, farklı işliyor. Önce birbirini tanımaya zaman vermek lazım 🙂 Ancak spesifik olmak gerekirse, ben, şahsi olarak Nano Banana’da oldukça zorlanıyorum. Çoğu zaman işimi görse de bazen garip bir donukluk yaşıyor; komutları almıyor ve sanki bir çıkmaza giriyor. Midjourney’nin de diline ve arayüzüne bir türlü tam alışamadım. ancak yeterli zamanı ayırabildiğim bir iş programım olduğunda onlara da adapte olabileceğimi düşünüyorum; mesafeli değilim.
“Yapay zekâ araçlarını bir final iş üretmek ya da bir çalışmayı tamamen yapay zekâ ile tamamlamak için kullanmıyorum.”
Son dönemde yapay zekâ kullanarak üretip gurur duyduğun bir işin var mı?
Atıl Aggündüz: Açıkçası yapay zekâ araçlarını bir final iş üretmek ya da bir çalışmayı tamamen yapay zekâ ile tamamlamak için kullanmıyorum. Aktif olarak çalıştığım mimari tasarım ve kreatif direktörlük alanlarında, istediğim yüksek niteliği henüz tam olarak veremiyor benim için yapay zekâ. Bu nedenle onu bir araç, bir basamak olarak görüyorum. El çizimi, 2D dijital çizim ya da 3D model gibi; final çalışmaya giden yolda kullanılan bir araç. Bu yüzden “Bu iş tamamen yapay zekâ araçlarını kullanarak bu hale geldi.” diyebileceğim net bir örnek yok. Ama katkı sağladığı çok iş var 🙂
“Hedeflere giden yolların kısalması ve yöntemlerin kolaylaşması gibi noktalarda oldukça faydasını gördüm.”
Yapay zekânın gelişimi kariyer hedeflerinde bir değişiklik yarattı mı?
Atıl Aggündüz: Tasarım sektöründe, özellikle yaratıcı süreçlerde hala eliyle ve kendi aklıyla üretim yapan biriyim. Belki bir tık muhafazakar yaklaştığım söylenebilir bile. 10+ yıllık iş deneyimi, özellikle tasarım sektöründeki duygu, heyecan, karın ağrıları… Bunlar henüz yapay zekâya aktarılabilen, veya öğretilebilen şeyler değil. Kendi ürettiğim bir işe ya da bir yapay zekâ üretimine baktığımda hissettiğim “Burada eksik olan bir şey var” huzursuzluğu, yalnızca beynimin rasyonel tarafıyla değil; duygusal benliğim ve yılların getirdiği deneyimle de ilgili. Bu nedenle hedeflerimde bir değişiklik olmadı. Sadece o hedeflere giden yolların kısalması ve yöntemlerin kolaylaşması gibi noktalarda oldukça faydasını gördüm.

“Yapay zekâ araçlarının gelişme hızı beni bireysel olarak endişelendiriyor.”
1 yıl sonra sence üretken yapay zekâ araçları hangi seviyede olacak?
Atıl Aggündüz: Açıkçası pek kestiremiyorum. Yapay zekâ araçlarının gelişme hızı beni bireysel olarak endişelendiriyor. Bu sektörel değil, daha çok duygusal bir yerden gelen bir his. “Yeterince hâkim miyim?”, “Daha kolay bir yolu var mı?” diye yeni araçlar öğrenmeye çalıştığım bir süreçte, ben adapte olana kadar yeni bir teknoloji piyasaya sürülmüş ve test edilmiş oluyor. Bu nedenle, benimki biraz daha yetişebilme endişesi diyebilirim. Yalnızca yapay zekâ teknolojileriyle ilgilenen profesyonellerin, yani tasarım sektöründe yapay zekâ danışmanlarının ya da eğitmenlerinin daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum. Henüz bu alana girmemiş ancak heyecanlı olan birileri varsa, onlara yeni bir iş kalemi önermiş olurum belki de, bilemedim. 🙂
Yaratıcı sektörlerde çalışmayı hayal eden ya da bu alana yeni giren bir gence, yapay zekâ konusunda nereden başlamasını önerirsin?
Atıl Aggündüz: Her bir aracı anlamak, yapabileceklerini ve dilini çözmek ilk adım. İkinci adım ise yaratıcı zihnin sınırlarının hiçbir zaman yapay zekâ araçlarıyla sınırlı olmadığını anlamak. Aslında bu yalnızca yapay zekâ için değil; 3D modelleme programları, 2D çizim yazılımları, Adobe araçları… Hepsi için geçerli. Araçlar, zihnin sınırlarının oldukça gerisinde. Örneğin, genellikle prizmatik geometrilerle çalışmanın daha kolay olduğu ve arayüzü buna göre tasarlanmış bir program kullanan bir tasarımcı, kendini yalnızca o geometrilerle sınırlamamalı. Tasarımın ve hayal etmenin sınırları sonsuz. Araçlar ise hangi aşamada devreye gireceği iyi hesaplanması gereken yardımcılar.
Türkiye’den ve dünyadan, yapay zekâ ile üretilmiş ve çok beğendiğin birer iş paylaşır mısın?
Atıl Aggündüz: Yapay zekâ ile üretilen tasarım ya da sanat işlerine karşı hâlâ ufak bir mesafem var; bunu kırmaya çalışıyorum. Bir anlamda tüm bu çalışmaların birer ‘software art’ olduğunu kabul ediyorum ve saygı duyuyorum. Ancak bu işleri incelerken henüz karnımda gerekli heyecanı hissedemiyorum. Bu nedenle aklıma kazınmış spesifik bir iş yok. Sanırım bunun sebebi hız. Sindirmek ve alışmak için zamana ihtiyacım var. Hatta çoğu zaman üretim yoğunluğu ve görsel kalabalık içinde kaybolduğumu hissediyorum. Her şeyin görünmezleşmeye başladığı bir dünyada gibiyim bir süredir. Dünyanın akışıyla kendi ritmim arasında küçük kaymalar var ama zamanla yerine oturacağını düşünüyorum. 🙂
“Ayıklayan, seçen, anlam veren, karar veren, risk alan hâlâ insan”
“Yapay zekâ” ve “yaratıcılık” kelimeleriyle tek cümlelik bir tespit ya da motto üretir misin?
Atıl Aggündüz: Yapay zekâ seçenek sunar, hesaplar, çoğaltır, çeşitlendirir, hatta çoğu zaman üretir; ancak ayıklayan, seçen, anlam veren, karar veren, risk alan hâlâ yaratıcılığın ta kendisi. Biri bir araç, diğeri ise irade.
Örneğin, bu tek cümlelik bir cevap isteyen soruya 4 cümlelik cevap verme kararı alan, hâlâ benim. Yapay zekâ bu noktada sınırları ne kadar zorlardı, bilemiyorum 🙂
Görsel: Atıl Aggündüz





